Aysun

İhti­yaç duyulmayan binaların yapılması ve ölüp gittikten sonra bu yapıların geride kalmasının ne faydası olabilir? Bunların bas­ kın duygusu riya, şan ve şöhrettir. İkincisi, hayır için yaptık­ları harcamalar ve inşa ettirdikleri yapılarla insanların iyiliğini düşündüklerini ve niyetlerinin halis olduğunu sanırlar. Oysa kimsenin haberi olmayacak biçimde bir yoksula tek bir dinar bağış yapmaları istendiğinde yüksünürler. Çünkü bağışlarını gösteriş için yaparlar, yaptıkları bağışlarla şan, şöhret kazanmak ve isimlerini sonsuza kadar yaşatmak isterler. Halbuki isimleri binalara kazınsa da kazınmasa da insanlar bilse de bilmese de, yaptıkları iyilikleri Allah bilmektedir. Eğer Allah için yapıyor olsalardı iyiliklerinin gizli olmasından yüksünmezlerdi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İhti­yaç duyulmayan binaların yapılması ve ölüp gittikten sonra bu yapıların geride kalmasının ne faydası olabilir?
Hz. Peygamber'in [sav] bir hadis-i kud­sisinde geçen "Bana yakınlık kazanan kullarım, kendilerine farz kıldığım ibadetler kadar başka bir ibadetle bana yakınlık kazanabilmiş değillerdir,"sözünü unuturlar.
Sen yeryüzünün evtadındansın,"33 "Sen Al­lah dostlarındansın," sözlerine aldanıp mutlu olur, dolaylı da olsa onları onaylarlar. Hayranlarının övgülerini kendileri için tezkiye kabul eder, Allah katında makbul kul olduklarının delili sayarlar. Övgü karşısındaki tutumlarının aksine yergiy­le karşılaşsalar bambaşka birine dönüşürler. Kendilerine biri ağır söz söylese o kişiyle mücadele eder, hatta ona "Allah seni ebediyen bağışlamasın!" diye beddua da eder.
Zahidlerden kimi bedensel ibadetlerde çok katı olur, günde mesela bin rekat namaz kılar, Kur'an'ı hatmeder. Ama bunu yaparken kalbinden geçen duyguları denetlemek aklına bile gelmez. Riya, kibir ve kendini beğenmek gibi teh­likeli duyguları unutur. Unutmasa bile bunları kendisine ya­ kıştırmaz. Kendisine yakıştırsa da bedensel ibadetlerinin tera­ zinin iyilik kefesini ağırlaştırarak kendisini kurtaracağını dü­şünüp rahatlar. Heyhat! Takva sahibi bir kimsenin takvasının bir zerresi, basiret sahibi bir kimsenin ahlakının bir parçası, dağlar kadar bedensel ibadetten faziletlidir.