Eksik kalmış cümlelerim, söyleyemediğim arzularım, anlatamadığım isteklerim kulaktan kulağa giriyorlar, portakal ağacı oluyorlar, gölgeli bir sokak oluyorlar, aydınlık bir kış sabahı oluyorlar.
Yararlı ve gerekli şeyler yaptım.
Yaptıklarımı hiç sevmedim.
Yararsız olanlar mutlu etti beni.
Beni onlar eğlendirdi.
Şu küskün ışıklı sonbahar gününde, adını,yüzünü,sesini bilmediğim, kendi hayatımın girdabında varlığını dalgaların kapattığı, bazen yalnızca bir silüet halinde sezebildiğim isimsiz bir hayali özlerken bile onların aslında aşklarına ihanet ettiklerini düşünüyorum.
Ben kimi özlediğini bile bilmiyorum ama onlar biliyorlardı .
Garip ve derin bir özlem duyuyorum ama özlediğim insanın bir adı, bir yüzü yok, bu özlem beni öylesine korkutuyor ki sahibini bulmaya,tanımaya, ona bir beden, bir koku vermeye çekiniyorum, camdan bir kuyuya düşer gibi ellerime geçirecek bir pürüz bile bulamadan bu özlemin derinliklerine doğru kayarken gözlerimi kapatıyorum.
Hayat güzeldi ama imkânsızlıklarla doluydu, hayatı değiştirme, istediğin biçime sokma gücün yoktu, bir zar atıp kazanamıyordun ama zar atmadan kaybettiğin oluyordu.
Çok memnunken aynı zamanda çok dertli olabiliyordun, ne olduğunu bir türlü anlayamıyordun.