"Hayat çok garip" dedi Nora. "Her şeyi bir arada yaşamamız. Dümdüz bir çizgide. Ama resmin tamamı bu değil. Çünkü hayat yalnızca yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da oluşur. Ve yaşadığımız her an.. bir çeşit dönemeçtir."
"İnsan," diye yazmıştı Thoreau Walden'da, " hayallerine doğru güvenle yürüdüğü ve hayalindeki hayatı yaşamak için çaba gösterdiği takdirde günlük hayatın akışı içinde aklına dahi gelmeyecek bir başarıya ulaşacaktır."
Sana bugün çok üzüldüm diyebilseydim, sana bugün ve yarın çok üzüldüm diyebilseydim, sana yarın ve sonraki gün ve daha sonraları çok üzüldüm diyebilseydim.. Ben üzülmek için mi doğdum İbrahim ? Ellerim titremek, gözlerim solmak, dudaklarım bükülmek için mi benim? Kapalı kapılar bir daha kapanıyor. Açılmaya niyeti yok hiçbirinin. O buradan geçmez diyorlar. Nereden geçersin peki? Sana nasıl gelinir, nasıl dönülür, ayaklarım yok mu benim?
Ben beklemek için mi doğdum İbrahim? Uzaklara dalmak, iç çekmek, kök salmak için mi ?
Şiirlerin adresimi ezbere biliyor, ben unutmak için ne yapabilirim bilmiyorum. Arkana saklanabilsem kimseler kılıma zarar veremez sanıyorum.
Fakat öyle uzaksın ki bu mesafeden seni görmek bile mümkün değil
Kuşları, gülleri isminde kuş ve gül geçen her şeyi çok seviyorum ama ne vakit güle eğilsem diken tutuyor elimden ne vakit başımı göğe kaldırsam hep bir ebabil çıkıyor karşıma..
Ben helak olmak için mi doğdum İbrahim? Bir hatadan öbürüne düşmek, yanılmak, yenilemek, çok pişman olmak için mi doğdum ?
İçimde bir dikenli, çalı sağa sola, döne dolaşa takılıyor. Ne yapsam faydasız.. Işıklar sönmesin güneşi ikna edemiyorum.
Ben dermansız derde mi doğdum İbrahim? Sesim kısılmak, belim bükülmek, halim bakılmak için mi ? Dert ben miyim dert ben miyim dert ben miyim ? Senin ismin de mübarek nefesin de öyledir belki. Bir İnşirah okusan geçer miyim ?