Didem

Didem
@Aaabnbb
Kendimi yaşamak zorundayım.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmen
Karaman
29 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, Fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, haps edildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?… Niçin? Kimin için?…
Reklam
Sabahlarımızı renklere boyayacak insanlara ihtiyaç var şu dünyada
Bir insana yüzde yüz güvenmekle yüzde doksan dokuz güvenmek arasında dağlar kadar fark vardı. Çünkü eksilen yüzde birin nereden eksildiğini bilemezdin ve dünyanın bütün kazıkları o küçük “bir”in içine saklanabilirdi. O yüzden yüzde doksan dokuz, yüzde yüze olduğundan daha yakındı yüzde sıfıra.
Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısını doğuruyordu. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu? Öğreneceğine unutuyor, bildiklerinden şüpheye mi düşüyordu? Geride bıraktığı onca şeyden ve onca yıldan sonra böyle yaprak gibi titremek, kendini başa dönmüş gibi hissetmesine yol açıyordu. Yürümüş, yürümüş ama hiçbir yere gidememişti. Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.”
Aile gibi değildik biz, aynı koğuşta yaşamaya mecbur bırakılmış mahkumlar gibiydik. Birbirinden nefret eden, o evden kurtulmak için gün sayan insanlar...
Sayfa 81
Reklam