“Ben hep iki kişi olmuşumdur... biri yaşamak isteyen, sevmek, acı çekmek, sadık kalmak isteyen; diğeri ise her şeyi anlamak isteyen, ama hiçbir şeye bağlanamayan.”
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.