Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Önceden günlük tutardım. Kendimle sohbet etmek iyi gelirdi. Kendi kendimle dertleşmek gibi bir yandan. Düşüncelerimi yargılamayan birine korkusuzca anlatmak gibiydi. Bir yandan sıkılmadan dinleyen biri gibiydi, ilgiyle. Hayallerimi yazardım, hedeflerimi.. kendimi yüreklendirirdim. Başkalarına kızgınlığım olduğunda oraya haykırırdım, kırgınlıklarımı oraya dökerdim, içimi oraya döktüğümde ise yaralarımı sarardım, daha güçlü hissederdim. Bir şey oldu. Bir şeyler.. bunların hepsi bir yaşam tutkusuydu belli ki. Şimdi ise uzun zamandır yazamıyorum. Ne zaman kalemi elime alsam elim tutmuyor, bileğim taşıyamıyor.
Caeiro’nun, köyünün ne kadar küçük olduğunu ve bunun nelere yol açtığını olanca doğallığıyla anlattığı yalın cümlelerini ilgisizce okuyorum, bunlar ilham veriyor, rahatlatıyor beni. Köyü küçücük olduğu için insan oradan evrenin, şehirde görülenden daha büyük bir parçasını görebilirmiş; işte bu yüzden köy kentten daha büyükmüş.