"Sanki ben içinde yokmuşum gibi hayat geçip gidiyor gözlerimin önünden. Bir sorun var bende. Sanki bir şeylerin başlamasını ya da sona ermesini bekliyormuşum gibi."
"Acıyla yaşamak çok zor” dedi. Haklılıkla pişmanlığın ebruli sesiyle yeniden sustu: “İnanmadan yaşamak da...”
Güzeldi. Yalnızdı. Kısılmıştı.
İçimizdeki kartopu, erimekle donmak arasında bir yerde kalmıştı.