“Yalnızlık buydu işte: Anılarla ve hayaletlerle dolu sessiz bir ev, yalnızca kederle değil, aynı zamanda günah işlediği hissiyle kasıp kavrulan bir yürek…”
“Ben, din ya da ahlâk moda olmadan önceki o eski, güzel günlere aitim. Bu dükkânda, her biri ikiyüzlü olan kadın ve erkeklerden oluşan bir orduyla kuşatıldım. Devlet de onlardan farklı değil. Devlet bu nedenle kanalizasyonları göz ardı ediyor, kuyruklarda beklememize göz yumuyor ve şişirilmiş sözleri üstümüze boca ediyor.”