“Onun için erkek ve kadın vardı, o kadar. Ha ben olmuşum, ha Ermiş Yusuf, ha o genç balıkçı… fark etmezdi. Böyle düşünürken, birden, aşkımın yok olup gittiği kanısına kapıldım. Çünkü ben, bir şey olarak ortadan silinmiş, bir cins adı, genel ad olarak kalmıştım ortada: Bir insan, bir erkek… (…) benim yerime, aşağı yukarı benim yaşımda birini koydunuz mu, hiçbir değişiklik olmuyordu. Kız bu kez onu seviyor, onunla yatıyordu. Masal yok oluyordu ve kendisi ile birlikte ‘ben’i de siliyordu. ‘Ben’ silinince ‘aşk’ın sığınacağı bir yer de kalma elbet.”
“Sen her şeyi değiştirmek istediğin için hiçbir şeyi değiştiremeyeceksin. Tümü aradığından parçayı unutuyorsun. Bir yapı, taş taş üstüne konarak yapılır. Sense sadece yapıyı görüyorsun. Sana hangi somut işi önersem küçümseyerek, bana ‘genel’i aradığını söyleyeceksin, biliyorum. Tembellik dediğim bu işte.”