“ve o kadın mutlak sevecektir. zaten böyle kadınlar uzun seneler tecrübelerden, ruhları kalpleri zengin, nihayetsiz bir his ve fikir kabiliyetini aldıktan sonra severler. onlar senelerce sevecekleri adam için hazırlanırlar. sonra sevecekleri adamla karşı karşıya gelince hayatlarında, ruhlarında, bütün kâinatlarında ne varsa hepsini bırakıp o adamın arkasına düşerler.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“hayatı fazla temiz geçmiş, kitaplardan başka hayatı görmediği halde cümle-i asabiyesinde ve vücudundaki ebedî muhteris, pürhayat bir Havva nüfuzu nazarıyla nâzım’dan, o hâkî aşklardan ve âşıklardan uzak olan nâzım’dan pek tabii olarak kaçmış. en nihayet tecrübekâr, fena hüsnü paşa’nın belki biraz mahirane, belki de sırf yaşlıca bir adamın bir genç kıza vereceği hararet ve meclubiyetin maddiyatıyla sarsılmış, evlenmiş! şüphesiz o buhranlı zamanında hüsnü paşa yerine bir ahmet paşa, mehmet paşa, bir sen veyahut hele ben kolaylıkla bu zevç olabilirdik. fakat bilmem ki bizi hüsnü paşa’yı sevdiği kadar sever miydi? handan işkenceyle bile mevcudiyetinden bir şey vermeye ebediyen muhtaç kadınlara benzer. hüsnü paşa kadar ondan hangi erkek müsamaha, şefkat, af ve tahammül isteyebilir?”
“kumral, kızıltılı bir halat var şurada. ne tuhaf, o halat değil, biliyorum. bana hıyanet eden güzel ve ulvi bir maksadın güzel saçları. onlar bir ipek, onlar hayır, birer kumral yılan. boynuma sarılacaklar, sıkacaklar, sıkacaklar. idealim güzel, hülyalı gözleriyle gözlerime bakacak, ruhuma gülecek, bütün hayatımla eğlenecek ve ben, hepsine karşı müstağni ve metin, gideceğim.”
“mukaddes maksadımın çehresi, senelerce beklediğim çehresi sendin handan. niçin maksadımı senden çok seviyorum zannettin handan? o sendin, sen de oydun. yolunda ateşlerde yanmaya, vücudumu zerre zerre, en büyük işkencelerle ayırmaya razı olacağım maksadın simâsı sendin handan. niçin yüzünü benden çevirdin?”
“ben bugün duydum ki sen bedbahtmışsın, sen o adamı sevmiyormuşsun. doğru mu handan? fakat hayır, değil! sen bir kere ruhundaki sıcak mevkiyi verdikten sonra geri almazsın, biliyorum, biliyorum.”