“bartleby,” dedim, “buraya gel, yapmamayı tercih edeceğin bir şey yapmanı istemeyeceğim senden - sadece seninle konuşmak istiyorum.”
bunun üzerine sessizce arzıendam etti.
“bana nerede doğduğunu söylesene bartleby.”
“söylememeyi tercih ederim.”
“peki kendin hakkında anlatmayı istediğin bir şey var mı?”
“tercihim kendim hakkında bir şey anlatmamaktan yana.”
“duyarlı bir kimse, kendi merhamet duygusu yüzünden sık sık acı çeker. en sonunda da içindeki merhamet duygusunun kimselere yardımının olmadığını anladığı vakit, sağduyusu bu kişinin ruhunu merhamet hissinden arındıracaktır.”
“korkunç bir gerçek: mutsuzluk fikri belli bir noktaya dek bizi şefkatli kılar, ama bazı özel durumlarda, bu nokta aşıldığında, mutsuzluk bizi şefkatli kişiler yapmaz artık. bunun her insanın yüreğinde mevcut olan bencillikten kaynaklandığını söyleyenler var - yanılıyorlar. bu durumun asıl sebebi insanın karşısındaki hastalığa, mutsuzluğa derman bulamayacağına karar verip umutsuzluğa düşmesidir.”
“ilk başta saf bir hüzün ve içten bir merhamet belirmişti içimde; bartleby’nin mahzun halleri çoğalıp arttıkça hüzün korkuya, merhamet de tiksintiye dönüştü.”