“ona itiraz etmek istiyordum, yaptıklarıma karşılık gelecek bir öfke işareti göstermesini istiyordum. efendim, işin doğrusu şu ki, parmaklarımı bir parça windsor sabununa sürterek ateş yakmaya kalkışsaydım şayet, daha başarılı olurdum kesinlikle.”
“sordum kendime: neydi bu zencefil denen şey? insanın ağzını yakan, acı bir madde. peki bartleby’ninki de karşısındaki insanların ağzını yakan, acı bir kişilik miydi? hiç de değildi. demek ki zencefilin bartleby’ye etki ettiği falan yoktu. zaten kendisi de muhtemelen, zencefilin kendisine etki etmemesini tercih ediyor olsa gerekti.”
“demek zencefilli çörekle besleniyormuş, diye geçirirdim aklımdan; doğru düzgün yemek yediği yok bunun, herhalde vejateryen olsa gerek; ama hayır efendim, bu çocukçağızın sebze dahi yediğini görmedim, duymadım, ağzına sadece zencefilli çörek sokmakta… yalnızca zencefilli çörekle beslenen bir insanın ne hale geleceğini de düşünürdüm sonra.”