“Vedia’nın istem gücü her akşam havanın azar azar kararması gibi, kendini belli etmeden bendeki yerini almıştı. Onunla konuşulacak hemen hiçbir şey olmuyordu aramızda, ama her şey onun istediğince yürüyordu. Bunu yalnız ona değil, kendime de söylemekten korkuyordum. Seviden korkuyordum asıl. İnsan bununla küçülür sanıyordum, kendini yitirir, işe yaramaz olur. Olmaz mı hiç? Sevi kişiden her şeyini istemez mi?”
“Seni seviyorum,” dedim. “Duyuyor musun beni?”
Gözleri inanılmaz büyüklükte.
“Güzelleştim mi?” diye soruyor.
Yüzüne bakıyorum. “Sonra gene soracağım,” demişti. Gerçekten de Vedia değil bu sanki, toprağı oyup çıkardığım yıldızlı bir gök.”
“Oysa bana gelip ‘Ay ışığı köyü ayaklandırdı’ deselerdi hiç şaşmazdım. Dünyanın böylesine ateş aldığı bir gecede insanların deli olmasını olağan karşılamak gerekirdi. Bir olay yoksa bile yaratılırdı.”
Sonra “Ahlâk kalmadı,” diye bağırıyor birden. Neden? Kimse bir şey anlamadı. Ama hiçbirimiz bunu sormayı geçirmiyoruz aklımızdan. Ahlâk kalmadı ise kalmadı demektir. Buna ancak dayım karar verebilir.”