Altı bin yıldan beri ve ondan önce belki daha nice milyonlarca çağlardan beri büyük balinalar, denizlerde su püskürtüp dururlar; ya derinliklerin bahçelerini sularlar, ya da geçtikleri yerlere sisler ve buğular salarlar. Kaç yüzyıldır, binlerce avcı, balinadan çıkan fıskiyelerin püskürmelerini yakından seyretmiştir. Ama gene de şu mübarek ana kadar "yani Hazreti İsa'nın doğumundan sonra 1851 yılının Aralık ayının on altıncı günü öğleden sonra, saat biri çeyrek geçeye kadar", bu fıskiyelerin aslında su mu, yoksa yalnız buğu mu olduğu sorunu çözülememiştir; bu da şaşılacak bir şeydir doğrusu.
Gerçek bir balina avcısı, İrokua kabilesinden bir Kızılderili kadar yabanıldır. Ben de yabanılın biriyim: Yamyamlar kralından başka hiçbir kimsenin sözünü dinlemem, Yamyamlar kralına karşı da her an başkaldırmaya hazırım.
Allah bilir nereden çıkardı o balina resmini? Kendisinden önce aynı alanda bilimsel araştırmalar yaparak gerçek bir ucube meydana getiren Desmarest gibi, Cuvier de bu balinasını Çin resminden almıştır belki. Şu Çinli dediğimiz heriflerin, ellerine bir kâğıt kalem alınca ne denli yaman olduklarını, birçok acayip fincandan ve tabaktan biliyoruz.