Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
Korkma, sıkı sıkı tutan şeylerden hoşlanırım ben. Her şeyin akıp gittiği bu dünyada, sıkı tutan şeyleri severim, ahbap. Prometheus neler yapıyor orada?
Stubb’ın canı, küreklerinin her birinin kırmızı yıldızlarla süslenmesini mi istiyor? Marangoz, iri tahta mengenelerden birine, kürekleri birer birer sıkıştırıp, küme küme düzenli yıldızlar yapıverir. Gemiciden birinin aklına, köpek balığı kemiğinden küpeler takmak mı esti? Marangoz, dakikasında, o gemicinin kulaklarını deliverir. Bir başka gemicinin dişi mi ağrıyor? Marangoz, kerpetenleri çıkarır, onu tezgâhın üstüne oturturdu. Bu ameliyat daha bitmeden, zavallı adamcağız, elinde olmayarak, yüzünü buruşturursa; marangoz, tahta mengenesinin kolunu çevirip, dişi çekebilmek için gemicinin çene kemiğini mengeneye sıkıştırmaya kalkardı.
Kısacası, bu marangozun yapmayacağı iş yoktu.
Şimdi vereceğim iskelet ölçüleri, sağ koluma dövme olarak yazdırdığım rakamların tıpatıp aynıdır. O yıllardaki çılgınca seferlerimde, böylesine değerli ölçüleri saklamanın başka yolu yoktu. Ama yer darlığı dolayısıyla ve bedenimin başka kısımlarını -yani dövmeli olmayan kısımlarını- o sıralarda yazmakta olduğum bir şiire ayırdığım için, bu ölçüleri santimi santimine yazdırtamadım. Balinayı doğru dürüst ölçüp biçerken, santimin pek yeri de yoktur nasıl olsa.