Abdullah Turan

Abdullah Turan
@Abdullahtrn0
Hemşire
Bşeü
34 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak, ileriye doğru birkaç kolay adımı atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur hayatta.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Velhasıl, şayet aklı fikri yerinde biriyseniz, aldanmışlardan değilseniz hemen şu anda kendinize bakınız. Hesabınız incelenmeden önce hesabınızı kendiniz inceleyiniz; durumunuzu kontrol ediniz. Öncesinde neden ve ne amaçla olduğunu düşünmeden ne yerinizde durunuz ne de hareket ediniz. Dünyadan ne kazanacaksınız; ahiretten ne kaybedeceksiniz? Hangi nedenle dünyayı ahirete tercih ediyorsunuz? Eğer bütün yapıp ettiklerinizde asıl davranış sebebinizin din olduğunu anladınızsa kararınızı, aklınızdan geçirdiğinizi uygulayınız; değilse bırakınız kalsın. Bir işi yapmadığınızda, bir şeyden uzak durduğunuzda da içinizi kontrol ediniz. Çünkü fiili terk etmek de bir fiildir ve onda da düzgün bir niyet taşımak gerekir. Fiili terk etmenizin arkasında görülemeyecek kadar gizli bir nefsani arzu bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekir. Sakın işlerin, olayların dış yüzü, sözde iyilik diye ortalıkta yaygınlaşmış işler sizi aldatmasın! Aklınızı kullanarak onların derinlerine, ahmakların görüş alanının dışındaki görünmeyen taraflarına bakınız.
Rivayete göre İran hükümdarlarından biri, filozoflardan birine, “Neden ahmaklar bolluk içinde yüzüyor da akıllılar darlık çekiyorlar?” diye sorar. Filozof şu cevabı verir: “Çünkü Yaratıcı bunun kendi zatına delil olmasını istemiştir. Zira her akıllı bolluk içinde, her ahmak da mahrumiyet içinde yaşasaydı, (Yaratıcı unutulup) akıllı insana rızık verenin kendi aklı olduğu zannedilirdi. İnsanlar bunun böyle olmadığını görünce anlarlar ki, rızkı veren, kendilerinden başka biridir ve sahip oldukları dış sebeplere güvenmemeleri gerekir.
Güzel ahlâk insanlara sıkıntı çıkarmamak değil, sıkıntıya katlanmadır.
Şu hâlde sen (ey okuyucu!), eğer basiretin varsa ve kendini önemsiyorsan, zahmetsiz nimeti, kedersiz lezzeti istemelisin. Bu da dünyada ancak aziz ve celil olan Allah'ı tanımak (marifetullah); O'nun sıfatlarını, fiillerini, göklerin ve yerin görünen yüzlerinin ötesindeki esrarını bilmekle kazanılır. Ve yine o zahmetsiz nimete, kedersiz lezzete ahirette de sadece bu bilgilerle ulaşılır. Eğer sen marifetullaha ilgi duymuyor, bunun tadını hissedemiyorsan mazursun! Zira doğuştan duyum yeteneği olmayanlar duyuların verdiği lezzetleri tatmaya ihtiyaç duymazlar. Çünkü şevk zevkten sonra gelir (bir şey tadılırsa istenir). Tatmayan bilmez; bilmeyen istemez; istemeyen aramaz; aramayan kavuşamaz; kavuşamayan da olsa olsa aşağıların aşağısındaki mahrum kalmışların yanına yakışır. "Allah'ın mesajı karşısında körleşmiş kimsenin yanına bir şeytan veririz; artık kendisine o arkadaş olur"