Hekim-yazar şehirde yaşayanlara, siyasetçilere, biliminsanlarına, sanatçılara ve basın mensuplarına şöyle sesleniyordu:
"Baylar! Saklambaç oynamayı ne zaman bırakacak sınız? Sürekli vatanseverlikten, millet sevgisinden uygarlığa hizmet etmekten bahsedersiniz. Ama millet için, vatan için, insanlık için ne yaptınız?
Kimileri küstahça, utanmadan, alaycı bir tavırla bu 'değerli vatan'ı yağmalıyor, 'sevgili halk'ını soyuyor. Kimi leri ise dairelerde, matbaalarda oyalanırken, okullarda ve üniversitelerde memur mantığıyla çalışırken, 'sevgili halk'ı oluşturan milyonlarca insan çürüyor, yozlaşıyor, sarhoş oluyor ve için için öfkeleniyor. Halkın temel değerleri yıkılıyor. Geç olmadan ülkeyi ve halkınızı kurtarın," diye çağrıda bulunuyordu hekim-yazar ve şöyle devam ediyordu: "Halkın arasına karışın. Onları iyileştirin, onları eğitin, onları terbiye edin. Ev yapmayı, içini düzenli tutmayı, toprağı daha verimli bir şekilde işlemeyi öğretin. Milyonlarca insana temiz, güneşli, havadar, aydınlık, kuru ve sıcak bir yuva verin, insanca yaşayabilmeleri için onlara imkânlar sağlayarak yardım edin. Onlara insana layık bir
hayatın inşa edilmesine katılma imkânı sağlayın."