Luca McDonald şöyle yazmıştı: "Hayatın mimarları, siz de ateşinizi söndürmeyin! Ateşinizi yanık tutun, diğerlerinin ateşlerini de yakın! Her nerede 'inşa ediyorsanız, köyde (bir çiftçi kooperatifinde, okuma kursunda ya da eğitim merkezlerinde) veya şehirde, mecliste, orduda, Eğitim Bakanlığı'nda veya başka bir yerde, nerede olursanız olun daima etrafınızı aydınlatın. Sadece bir an, bir gün, bir hafta ya da bir ay tutuşup sönmeyin. Daima yanın! Sürekli yanın ve başka ateşler yakın.
Önünüze engeller çıkacak, başarısızlıklar olacak, çabalarınıza düşman olanlar önünüzü kesecek ama siz yine de sönmeyin! Moraliniz bozulmasın! Hiçbir zaman elinizi indirerek teslim olmayın!
Kilise, okul, devlet hizmeti onlar için maaş karşılığında tembellik yapılabilecek yerlerdir. Hayatın mimari olmak, dürüstçe çalışıp halkın hizmetkârı olmaktansa, sütçü beygiri gibi ayakta uyumaktadırlar.
Hayatta bir şeyler inşa etme, yaratma çabası, maalesef yıkıcı güçlere karşı veri len mücadeleler nedeniyle gittikçe zorlaşmıştır.
Bugün de, bir fikir emekçisi toplum tarafından anlaşılmaya nadiren bel bağlayabilir. Vicdansız, utanmaz, beceriksiz, hırslı insanlar, doymak bilmez asalaklar topluma ve halka ait her büyük ve yararlı işe, siyasete, basına, toplumsal faaliyetlere küstahça karışmaktadırlar. Halkın hayatını düzenlemesi gereken siyaseti vurgunculuk, sebepsiz zenginleşme ve kişisel yükselme aracı olarak kullanmaktadırlar.
'Zavallı düşmanım! Aydınlığın tek düşmanı! Kötü, kaba ve aptal bir çocuk gibisin, büyük bir pipodan gökyüzüne iğrenç kokan bir duman bulutu üfleyerek güneşin ışığını yok edeceğini mi sanıyorsun?