"Uğraştığımızdan emin ol dostum! uğraşıyoruz, ama anlaşılan elimizden gelmiyor. Onun için sizin gibi yaman adamların bize darılması değil, acıması çok daha doğru olur."
Bu sözlerim üzerine alaylı bir kahkaha attı, dedi ki: "Aman Herakles! İşte Sokrates'in o her zamanki ironisi! Ama ben bunu biliyordum ve buradakilere önceden söylemiştim ki sen cevap vermek istemeyeceksin, işi ironiye dökeceksin. Bir soru karşısında cevap vermektense her şeyi yapacaksın."
O, herkese dönerek "Ey Sokrates!" dedi, "nedir bu sizin deminden beri içine daldığınız boş sözler? Hem birbirinizin karşısına geçip gösterdiğiniz bu saflıklar, bu karşılıklı eğilmeler de ne oluyor? Doğruluğun ne olduğunu gerçekten öğrenmek istiyorsan, yalnızca sormakla kalma; biri bir cevap verirse, alkış toplamak için onun sözünü çürütme. Bilirsin ki sormak, cevap vermekten kolaydır; sen de cevap ver bakalım! Söyle: Doğruluk sence nedir? Bak ama bana, doğruluk yok görevmiş, yok faydaymış, yok işe yarayan şeymiş, yok kazançmış, yok insanın işine gelenmiş falan demeyeceksin. Bir söyleyeceğin varsa, açıkça ve tam söyle; çünkü böyle saçma sözler söylersen, ben kabul etmem."
Coleridge, şiiri yazdığı sırada, henüz denizi görmemişti. Yıllar sonra Almanya'ya gittiğinde denizi görünce düşkırıklığına uğrayacaktı; çünkü gerçek deniz Coleridge'in Platonik denizi kadar engin değildi.