Ne garip bir dünyada yaşıyoruz! Yazgımızın bizlerle oyun oynar gibi oynayışı akıl almaz bir şey. Acaba ne zaman elde etmek istediğimiz şeyi elde edebilmişiz, ulaşmaya çalıştığımız amaca ulaşmışız? Her şey tam isteklerimizin tersine gerçekleşmiyor mu? Kiminin güzel atlarıyla arabası vardır, caddelerden umursamazca geçerken sahip olduğu güzelliklerin farkında değildir. Oysa bir başkasının alnına hep yaya yürümek yazılmıştır; önünden fırtına gibi atlar geçerken kıskançlıktan çatlar ve hayran hayran dilini şaklatmakla yetinir. Birinin iyi bir aşçısı vardır, ancak ağzı öylesine küçüktür ki, iki lokmadan fazlasını yutamaz. Öbürünün ağzı ise, sınırsız nizamiye kapısı, ama yatar kalkar, patatese talim etmek zorunda kalır. Yazgımızın bizimle oyun oynar gini oynamasına kimsenin aklı ermez!