Sindrella Kompleksi kadın "sorununa" dışarıdan değil içeriden bir önerme getiriyor ve kadının özgürleşmesinin önündeki en önemli engel kadının kendisidir, çünkü gerçek bir özgürlük ve bağımsızlığın ve gerçekten kendi ayakları üzerinde durmanın getirecekleri öyle bilinmez, öyle korkutucudur ki kadın karşılığında tüketen bedeller ödese bile bağımlılığını sürdürmeye devam eder. Kitabın ana ekseninin kadının para kazanması etrafında dönmesi fikirsel açıdan tam doymamama neden olsa da (hoş bugünün materyal dünyasında özgürlük demek parası olmak demektir aslında, belki de ben bunu kabul etmek istemediğimden) korku önermesi beni derinden sarstı. Kadınlar olarak korkuyoruzdur, çağlar boyu yetiştirilişimizden, içimize işleyen kolektif bilincimizden ötürü nezaketi elden bırakmaktan ya da bırakır gözükmekten, hırslı diye anılmaktan, gerçekten rekabetçi ve yeri geldiğinde yalnızca görev odaklı olmaktan. Çünkü bunlar bizi beğenilmemeye, yalnızlığa mahkum edebilir ve bundan çok ama çok korkarız. Bu öyle yerleşik bir korku ki kitqpta çoğu örnek evlilik üzerinden verilmiş olmasına rağmen bunun dışında çok zeki, yetenekli kadınların neden çoğunlukla geri planda kaldığına, okul sıralarında hep çok başarılı, çalışkan, umut vaat eden öğrenciler kızlar olurken pratik yaşan/iş yaşamında neden ön saflarda hep erkeklerin bulunduğuna, bugün bile neredeyse her meslek/sanat dalında en iyi olanın bir kadıb olamayışına dair cevaplar bulabi, bunlar üzerine düşünebiliriz. Bu açıdan brnce çok sarsıcıydı, başka bir bakış açısı sunmuş oldu, okunmasını tavsiye ederim