Sakız Hanım

Sakız Hanım
@Acommonreader
Puan vermedi·264 syf.··
2022 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2022 00:00
Sindrella Kompleksi kadın "sorununa" dışarıdan değil içeriden bir önerme getiriyor ve kadının özgürleşmesinin önündeki en önemli engel kadının kendisidir, çünkü gerçek bir özgürlük ve bağımsızlığın ve gerçekten kendi ayakları üzerinde durmanın getirecekleri öyle bilinmez, öyle korkutucudur ki kadın karşılığında tüketen bedeller ödese bile bağımlılığını sürdürmeye devam eder. Kitabın ana ekseninin kadının para kazanması etrafında dönmesi fikirsel açıdan tam doymamama neden olsa da (hoş bugünün materyal dünyasında özgürlük demek parası olmak demektir aslında, belki de ben bunu kabul etmek istemediğimden) korku önermesi beni derinden sarstı. Kadınlar olarak korkuyoruzdur, çağlar boyu yetiştirilişimizden, içimize işleyen kolektif bilincimizden ötürü nezaketi elden bırakmaktan ya da bırakır gözükmekten, hırslı diye anılmaktan, gerçekten rekabetçi ve yeri geldiğinde yalnızca görev odaklı olmaktan. Çünkü bunlar bizi beğenilmemeye, yalnızlığa mahkum edebilir ve bundan çok ama çok korkarız. Bu öyle yerleşik bir korku ki kitqpta çoğu örnek evlilik üzerinden verilmiş olmasına rağmen bunun dışında çok zeki, yetenekli kadınların neden çoğunlukla geri planda kaldığına, okul sıralarında hep çok başarılı, çalışkan, umut vaat eden öğrenciler kızlar olurken pratik yaşan/iş yaşamında neden ön saflarda hep erkeklerin bulunduğuna, bugün bile neredeyse her meslek/sanat dalında en iyi olanın bir kadıb olamayışına dair cevaplar bulabi, bunlar üzerine düşünebiliriz. Bu açıdan brnce çok sarsıcıydı, başka bir bakış açısı sunmuş oldu, okunmasını tavsiye ederim
Sindrella KompleksiColette Dowling · Afrika Yayınları · 2020970 okunma
Reklam
6/10
·292 syf.··
2021 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2021 13:01
Kitap 1933 doğumlu Susan Sontag'ın 1947-1963 yılları arasında tuttuğu günlük ve defterlerin oğlu tarafından yapılmış bir derlemesi. Günlük ve defterler diye özellikle belirtilmesi önemli çünkü Tomris Uyar ya da Virginia Woolf'un yayınlanmasını isteyerek ya da yayınlanacağını bilerek titizlikle tuttukları günlükler gibi değil. Hatta çoğu kısım için günlükten ziyade defter notları denebilir. Bu kısımlar ağırlıklı olarak listelerden, kendisi için hatırlatıcı kabilinden fikir parçalarından, okuduğu&okuyacağı kitapların, izlediği filmlerin adlarından ve aforizma işlevi görecek tespitlerinden oluşuyor. İyi bir derleme olmamış fikrimce, Susan hanımın pek çok günlüğü, defteri olduğunu oğlu da söylüyor, bize böyle sonu başı belirsiz, tamamlanmamış, bir yere varmayan müsveddeler yerine, fikirlerini daha çok demlendirdiği, günlük yaşantısı vasıtasıyla 40larda 50lerde Amerika'da bağımsız bir kadın olma yolculuğunu, eşcinselliğin nasıl yaşandığını, nasıl karşılandığını anlayabileceğimiz, kendini yaratım sürecine daha derinlemesine tanıklık edebileceğimiz dolu bir günlük deneyimi yaşama fırsatı verebilirdi. Bu kopukluğa rağmen üstünde düşündürecek önermelerini, yaşantısından izini sürebileceğimiz dönemsel değişimleri yakalamak ve Susan hanımın okuma notlarıyla kendi entelektüel yolculuğumuza feyz almak mümkün ve de keyifli. Ama bunun için bu kitabı yüksek ücretini ödeyip almalı mıyız bilmiyorum, belki bile isteye, yayınlamak üzere yazdığı kendi kitaplarını okumak daha iyi bir seçenek olur. Düşüncelerini daha derli toplu, daha etraflı okuyabiliriz. Fakat 14 yaşında yazdıkları, düşündükleri, gözlemlerinin dürüstlüğü, okudukları, okudukları arasında kurduğu bağlantılar hayret verici. Kıskanmadan edemedim ve hababam kendi o yaşlarımdaki düşüncelerim ve okuduklarımla kıyasladım. Öyle
Yeniden DoğanSusan Sontag · Everest Yayınları · 202179 okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2021 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 08:07
Nazlı Eray'la bizi Cemal Süreya tanıştırdı, hem de çok yeni. Eğer henüz tanışmadıysanız kendinize, sizi böyle yazarlarla tanıştıracak bir Cemal Süreya bulmanızı tavsiye ederim. Nazlı hanım edebiyatımızda saçları gibi farklı, gözleri gibi parlak bir kalemmiş; Sait Faik ekolüyle varoluş sancılarını güya derinlik dolu (her zaman mümkün olmuyor) kısacık cümlelerle anlatan batı ekolünden birini seçmek istemiyorsanız artık öykücülüğümüzde, sizin de okurluğunuza su serpermiş. Kalemine fantastik deyip geçmişler, eh, akademinin kategorize etme tutkusu deyip geçelim biz de buna öyleyse sıradan okurlar olarak ve hakikatleri, başlıklardan değil de yalnızca sezdirilenlerden alınabilecek gerçekleri oturup birbirimize anlatalım. Zira fantastik denildiğinde hepimizin aklına Harry Potterlar, Yüzüklerin Efendileri, olağanüstü yaratıklar, sihirler, büyüler gelir oysa Nazlı Eray hiç de böyle değildir. O, hayatın, günlük yaşantının içindeki en olağan kesitlerin kendi içindeki absürtlüğünü görür ve gülümseten, iç burkan, sade diliyle anlatır. Çünkü belki haberimiz yoktur a dostlar, belki baka baka görmez olmuşuzdur ama şu kendimize kurduğumuz hayat, şu düzenimiz tıkırında, şu her gün işe gidip gelmelerimiz, yiyip içmelerimiz, yaşayı yaşayıvermelerimiz nice nice absürttür aslında. İlk kitap Ah Bayım Ah'ta toplanan öyküler diğerine kıyasla daha erken dönem öyküleri. Belki bu nedenle buradaki öyküler daha ham, daha kaybolmuş göründüler bana. Anlattığı saçma yer yer gerçekle bağlantısını yitirmiş, böyle olunca da sırf farklı olmak adına yazılmış, sırf duyulmamış bir şeyler söylemek için konuşan öyküler kalmış. Yine de burada da dönüp dönüp okunacak, gülümseyerek ve aynı zamanda içimiz acıyarak hatırlanmayacak öyküler yok değil -yazdıkça fark ediyorum, Nazlı hanım'ın "fantastikliği" buradadır
Ah Bayım Ah Kız Öpme KuyruğuNazlı Eray · Everest Yayınları · 201788 okunma
8/10
·480 syf.··
2021 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 07:17
Bu kitapta Çehov'un ilk uzun öyküsü Step (Bozkır diye de çevrilmiş), Düello, Üç Yıl ve Hayatım isimli öyküleri yer alıyor. Malumumuz Çehov'u normalde yapıtlarını olaylardan ziyade kişilere ve kişiler arasındaki ilişkilere dayandırmasından biliriz. O inanılmaz gerçek karakterler çizer, nasıl oluştuklarını anlayamadan sayfalarda kaybolur gideriz, gerçekliği başımızı döndürür. Step öyküsünde ise bambaşka bir yazar kimliği çizmiş ve bir yolculuk hikayesi olarak adlandırıbilecek bu öyküde bozkırın kendisini adeta bir karakter olarak dahil etmiş. Çok fazla betimleme yapmış ama Çehov'un bence asıl ustalığı bu olmadığı için betimlemeler fazlaca uzun ve biraz da kaba kalmış. Bunun dışında yolculuğu yapan Yegoruşka isimli çocuğumuzn duyduğu yalnızlık, korku, şaşkınlıklar güzel işlenmiş ve yine karakterlere önem verilmiş olsa da ben o tadı alamadım. Kitaptaki ilk öykü olması yüzünden de hay Allah kötü bir seçkiye denk geldim herhalde derken güzeller güzeli Düello öyküsü başladı. Bu öykü tanıtım yazısında olduğu gibi düello olgusunu tartışmanın çok ötesinde bence. Öykü şehirdeki entelektüel ortamından bunalan ve kendini boşlukta hisseden bir adamın, başkasının nikahlı karısı olan sevgilisiyle birlikte toprak işi yapma ve sözde entelektüel camianın boşluğundan böyle intikam alma hayalleriyle Kafkasya'ya yerleşmesini ancak çok geçmeden bu hayalin boş çıkmasını önce güya kol gücüne dayalı bir hayat kurma hayalinden sonra sevgilisinden sıkılıp şehre geri kaçmanın yollarını aramasını anlatır. Ancak burada hem baş karakter hem onun sevgilisi hem de bulundukları küçük kasabada görüştükleri diğer kişiler o kadar muhteşem anlatılmıştır ki hayretler içinde ağzınız açık kalır okurken. İşte Çehov budur, böyle kalmalıdır. Baş karakterimizin, kendisinin tam zıddı bir karakter çizen kişi ile
Uzun HikâyelerAnton Çehov · Yordam Edebiyat · 201922 okunma
10/10
·459 syf.··
2021 2. kitabı
Şahinimiz yine bildiğimiz gibi desem... Hayır, değil. Bu defa umutsuz, gözleri yine çakmak çakmaksa da bu defa yılgın, yorgun. Ne çok yalnız kalmış, hiçbir yere sığamamış da en sonunda kendini Vayvay'a Koca Osman'a, çocuk Osman'a atmış. Vayvay Ali Safa'dan yaka silkmekte, buralar benim toprağım çıkın Allah çıkın diyor, çakırdikenleri güle oynaya ateşe verdilerdi Abdi Ağa'nın ardından, şimdi beterin beteri Kel Hamza gelince, vay Memed gül gibi Abdi Ağamıza neden kıydın dediler çiğ süt emdiklerinden. İlk kitapta Memedimizin nasıl Şahin olduğunu anlatmıştı Yaşar Kemal uzun uzun, her sayfasında İnce Memed vardı. Bu defa Memed düşünceleriyle, bu ağaların biri gidecek biri gelecek o zaman bu çaba niye demeleriyle baş başa. Pek çok başka karakter giriyor bu kez, her birinin hikayesi, acısı başka. Yağız at bile bir roman kişisi olmuş, ama en çok da Adem'e üzüldüm ne yalan söyleyeyim... Zulmün karşısında direnmemek kafirliktir, direnmek haktır diyen Ferhat hocanın ellerinden öptüm, en zor işi üstlenen Topal Ali'nin alnından... İdris Bey'i daha çok tanımak, bilmek istedim, Yobazoğlu'na daha farklı bir akıbet çizilsin umdum. Memedimin, buraların yakışığının tekrar Çukurova'ya inişi nasıl umutlandırdıysa köylüleri ilkin, nasıl yetiştirdiyse yeni yiğitleri, cesaretlendirdiyse kocamış köylüleri, onun uzun uzun bostana çekilip düşünmeleri de öyle yıldırır sonra, küstürür Koca Osman'ı bile. Oysa şahinim, hani Hatçe'yi gömdün de şimdi Seyran'ı aldın ya koynuna, hani hayat devam edecekti illa ya, işte Abdi gidip Hamza geldi madem ve Hamza giderse de beriki gelecekse mutlaka, sen canın yettiğince vuracaksındır İnce Memedsen, çünkü sen gidince başka şahinler uçacaktır dağlarda. Çünkü hayat böyledir ve bunu en iyi sen öğrenmişsindir. Yaşar Kemal'in anlatımı daha da daha da bereketlenir bu
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
Reklam