Sakız Hanım

Sakız Hanım
@Acommonreader
Şöyle bir düşününce şairler...dünyevi hayatı aşmanın mutluluğuna sahip olsalar da sonsuz hüzne de fazlasıyla sahipler. (bu alıntı bana mutsuzluğun ve çekmiş bir hayatın yazdırdığı şairlerin mutluluğunu düşündürdü. İnsan ya mutlu ya mutsuzdur değil, mutsuz olmanın mutlu ettiği çok insan var - mutluluğu mutsuzlukta bulmak)
Reklam
Yazmak için kendine tam da olmak istemediğin insan olma izni vermek zorundasın.
Anlarımı eksik yaşamak yerine şiddet ve aşırılık konusunda hata yapmak isterim (bu alıntının bana düşündürdüğü: aile bağının kopuk olması, ilk ipin bağlanmamasını sağlıyor bu da baştan bir kabulleniş, potansiyelini görebilme olanağı sağlıyor)
Kendimi annemle babamın hayatının akla yatkınlığına ikna edebilsem tüy gibi hafiflerdim! Bir yıl boyunca yalnızca onları ve arkadaşlarını görsem kendimden feragat eder miydim - teslim olur muydum? Acaba aklım başkalarının hoşnutsuzluk kaynaklarından sık sık yenilenip canlanmaya mı ihtiyaç duyuyor, yoksa bunlar olmasa ölür mü?
Dört sabahtır uyandığımda(...)insan olduğum için, kuşkusuz bunun için dayanılmaz bir acı çekiyorum. Beni büyük bir hızla yıpratan, yavaş yavaş halsiz bırakıp öldüren, içimdeki insan olmanın, duymanın, düşünmenin, algılamanın, yargılamanın verdiği fiziksel diyebileceğim acı dayanılmaz bir şey. Bir sabah gözümü açmak ve bir hayvan olarak uyanmak istiyorum. (Bu alıntı bana Gregor Samsa'yı hatırlattı. Onun böcek oluşunu şak diye kabullenişini hiç bu açıdan düşünmemiştim. Belki de işine gelmişti)
Reklam