Denilebilir ki, İslâm'da bütün sanatlar camiye, cami ise ibadete götürür. Kubbesinin ışıldayan gücüyle cami, Allah'ın birliğini ve yüceliğini çağrıştıran bir zübde-i alemdir (bir küçük evrendir). Kâbe ise bunun temel taşıdır.
Şu hâlde Müslüman estetiği, İslam'ın kelime-i şahadetinin, Allah'ın yüceliği ve birliğinin, yani "La ilahe illallah/Allah'tan başka ilah yoktur" formülünün sanatlara uygulanmasıdır.
Sevenle sevilenin aşkı,
insanı ilâhî gerçekliğe doğru çeken
ve en üstün gerçek olan aynı kuvvetin cazibesindedir...
Güzelliği sevmek, bizzat Allah'ın gözüyle ebedi varlığı görmek demektir.
Hayatı, gücü kötüye kullanmada arayan, iktidarı para kazanmak için arzulayan var ya...
İşte onlardır bu dünyanın tahripçileri...
Onlar ruhlarını da mahveder,
dünyayı da tahrip ederler.
Ne var ki kötülükle ele geçirilen bir krallık yok olur.
Onları serbestçe zulüm yapmaktan alıkoyacak kimdir?
Zerdüşt
Zend-Avesta İlâhileri (Gathas)