Bedenin zinciri doğa tarafından ölüm aracılığıyla veya ahlaksızlık tarafından para aracılığıyla kırılır. Oysa ruhun zinciri öğrenme, deneyim ve disiplin aracılığıyla kırılır.
Bir insanın ruhunu ele geçirilemez kılan tek şey ise fikirleridir. Hangi beden o kadar güçlü, hangi mal mülk o kadar güvende, hangi makam saldırılardan o kadar muaftır? Diğer bütün şeyler geçicidir ve saldırılarla ele geçirilebilir. Eğer insan onlara bağlıysa endişelenmeye, korkmaya, ağlayıp sızlanmaya, hayal kırıklığına uğramaya ve kaçınmak istediklerinin pençesine düşmeye mahkumdur.
Zevk aldığın yerlerin, insanların ve sohbetlerin sanki sonsuza dek sürecekmiş gibi tadını çıkardın ve şimdi de o insanları göremediğin ve o yerlerde yaşayamadığın için oturup ağlıyorsun. İstedikleri yere uçma, yuvalarının yerini değiştirme ve kedere kapılmadan ya da pişmanlık duymadan denizleri aşma gücüne sahip olan kargalardan ve kuzgunlardan daha sefilsin.
Çünkü ağlayıp sızlamak nedir? Bir fikir.Talihsizlik nedir? Bir fikir.Kargaşa, görüş ayrılığı, suçlama, saygısızlık, atıp tutma nedir? Bunların hiçbiri fikirden başka bir şey değildir ve irademizden bağımsız şeylerin iyi veya kötü olabileceğine dair fikirlerdir. İnsan bu fikirleri irade denetimine bağlı konulara aktarırsa, çevresindeki koşullar nasıl olursa olsun, sağlam ve sarsılmaz olacağına kuşku yoktur. Ruh kaptaki su gibidir. İzlenimler de suyun üzerine düşen ışık huzmeleri gibidir. Su hareket ettiğinde, ışık huzmeleri de hareket etmiş gibi görünür ama aslında etmemiştir. İnsan sersemlediğinde de allak bullak olan beceriler ve erdemler değil ruhtur; ruh dinginliğine kavuştuğunda, bunlar da geri gelecektir.