Zevk aldığın yerlerin, insanların ve sohbetlerin sanki sonsuza dek sürecekmiş gibi tadını çıkardın ve şimdi de o insanları göremediğin ve o yerlerde yaşayamadığın için oturup ağlıyorsun. İstedikleri yere uçma, yuvalarının yerini değiştirme ve kedere kapılmadan ya da pişmanlık duymadan denizleri aşma gücüne sahip olan kargalardan ve kuzgunlardan daha sefilsin.
Yaşam yaşanmaya değmediği için insan kendisini öldürür, işte bir gerçek kuşkusuz, ama kısır bir gerçek, çünkü fazlasıyla açık. Ama yaşamaya yöneltilen bu aşağılama, içine daldırıldığı bu yalanlama, hiç anlamı olmamasından mı geliyor? Uyumsuz olması, umut ya da intihar yoluyla kendisinden sıyrılmayı mı gerektiriyor?