"Karı delip başını çıkaran yeşilde yaşar, solan güz ekinlerinin hışırdayan saplarında yaşar , ölünün öpülmeye geldiği ve yaşayanın yakarılarını gönderdiği yerde yaşar . Dilin üretildiği yerde yaşar . Şiirde, perküsyonda ve terennümde yaşar. Dörtlük notalarda ve yarım notalarda, bir kanttata,bir sestinada ve bir blues 'da yaşar. O, içimizde esinin patlamasından hemen önceki andır. Dünyamızı delip geçen çok uzak bir yerde yaşar..."
En bastırılmış kadın bile yüreğinde ona gizli bir yer ayırır, gür ve vahşi gizli düşünceleri ve gizli duyguları vardır ki, doğal olan budur.
En tutsak kadın bile vahşi benliğinin yerini savunur, çünkü sezgisel olarak bilir...
Bunun gerisindeki düşünce ( gerçekten düşünce miydi yoksa bir düşünce alışkanlığı mı, bilinmez)
karşıt görüşlü kişilerin ,kendilerine karşı çıkılacağı korkusuyla tartışmayı daha sağlam temellere oturtabilecekleri düşüncesiydi...