Romanın günümüz bölümünde Yeni Zelandalı genç bir kadın, büyük dedesinin izini sürmek için Gelibolu’ya gelir. Ancak araştırmaları sırasında ortaya çıkan bilgiler şaşırtıcıdır: Büyük dedesinin aslında Türkler arasında yaşamış bir savaş gazisi olduğu iddia edilir. Bu durum hem tarihsel hem de kişisel bir gizemi ortaya çıkarır. Böylece romanın temel sorusu ortaya çıkar: Aynı kişi aynı savaşta iki farklı ülkenin kahramanı olabilir mi?
Romanın anlatım dili akıcı ve sürükleyici. Yazar, Gelibolu’nun atmosferini ve savaşın izlerini ayrıntılı tasvirlerle okura hissettiriyor. Mekân tasvirleri, karakterlerin psikolojisiyle birlikte verilerek romanın gerçekçiliğini artırıyor. Ayrıca romanda mektuplar ve hatıralar kullanılarak geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurulmuş.
Sonuç olarak Gelibolu, tarihsel bir olaydan yola çıkarak savaşın anlamsızlığını ve insanlığın ortak değerlerini anlatan etkileyici bir roman.