İstemeden var oldum ve istemeden yok olacağım . Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.
İdam mahkûmunun biri ölümünden bir saat önce, yüksek bir dağın tepesinde, ancak iki ayağının sığabileceği kadar daracık bir yerde yaşaması gerekse, çevresindeyse uçurumlar, okyanuslar,sonsuz karanlıklar, fırtınalar ve sonsuz bir yalnızlık olsa, yine de o bir avuç yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamanın o andan ölmeye yeğleyeceğini söylemiş. Yeter ki yaşasın! Yalnızca yaşasın! Aman tanrım, bu nasıl gerçek böyle! Bu nasıl gerçek! İnsan ne alçak yaratıkmış!" Raskolnikov bir dakika durup düşündü, sonra bunun için insana alçak diyen de alçaktır!"Diye ekledi
- Sayın bayım, -diyerek, oldukça ciddi bir tavırla yeniden söze başladı,-yoksulluk ayıp değil,bir gerçek. Sarhoşluğun erdem olmadığı ise daha büyük bir gerçek. Ama sefillik, sayın bayım, sefillik yüzkarasıdır. Yoksullukta yaradılıştan gelen soylu duygularınızı koruyabilirsiniz, sefillikte ise asla! Sefil bir kimseyi insanlar aralarından uzaklaştırmak için sopa kullanmazlar, süpürgeyle süpürürler; onu daha çok aşağılamak içindir bu ve hakları da yok değildir böyle davranmakta, çünkü sefilliğe düştüğünde Kişioğlunun ilk kendisi hazır olmalıdır kendini aşağılamaya. Meyhanenin çıkış noktası burasıdır işte.
Yalan söylemeyi becerecek donanıma sahip olmayan erkeğe yazık; işine geldiği gibi yalancılığın itimadında bulunabilen kadının bu konuda ‘master’ oluşu kadar, o ‘masterlık’ hali de acınası bir trajediyi doğuruyor..