Nerden başlamalı ne demeli bilemiyorum, o kadar tesir ettiki üstüme her anı ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Çok duygusal bir kitap. Bazen aynı sayfa içinde hem mutlu edip hem mutsuz edebilen içeriğe sahip. Kitabı bitirince aklıma ilk gelen şey şu oldu yaşadığımız bu dünyanın rüyadan ibaret olduğu asıl yaşamın ölüm sonrası bizi bekleyen hiç yaşanmamış veyahut yarım kalmış ruhlarla kavuşacağımızdı. Hiç şüphesiz ki orda anlatacağımız çok hikayemiz paylaşmaya doyamayacağımız ruhlarla eş olacağız. Bu hayatı çok ciddiye almamalı manasını anlayıp ruhun bedenden çıkıp özgürlüğune kavuşmasini beklemeliyiz. Bu yaşanması gereken akışla olmalı ki ruhu gereken olgunluğa eriştirebilme şansını iyi değerlendirip özgür kalınan gün çattığında tepeden bakıp gururla gülümseyebilmeliyiz.
Hiçbir şey ilelebet yarım kalmaz, sadece zaman ister ve buna dayanabilmek için güç, bunun farkında olarak yaşamalı ve o gün geldiğinde herşeyi biliyormuşçasına ektiği mahsullerin hasadını yapmalı,eller toprakla konuşmalı, gözlerde oluşan anlam kıvılcımlarında kaybolup gitmeli