Sosina siya darê

Sosina siya darê
@Adbdhfjjd
"Şîn e jîn..." #SELİMTEMO
"Ona göre, aşk birdenbire, büyük gürültülerle, ışıklarla, şimşeklerle gelirdi herhalde -yaşamın üstüne düşüp onu altüst eden, istemleri yapraklar gibi koparan, her yüreği uçuruma sürükleyen bir gök kasırgasıydı."
Sayfa 128
1K
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Hiç değilse erkek özgürdür; tutkuları da, ülkeleri de dolaşabilir, engelleri aşabilir, en uzak mutlulukları dalından koparabilir. Ama kadın durmadan engellenir. Hem kımıltısız, hem esnektir, yasanın bağları da, bedenin güçsüzlüğü de ona karşıdır. İstemi, şapkasının bir kaytanla tutturulmuş tülü gibi, her yelden çırpınır; her zaman sürükleyen bir arzu, engel olan bir yol yordam vardır."
Sayfa 116
1K
Benim Tanrım, Sokrates'in, Franklin'in, Voltaire'in, Béranger'nin Tanrısıdır! Ben 'Savua Papazının Amentüsü'nden ve 89'un ölümsüz ilkelerinden yanayım! Bastonu elinde, çiçek bahçesinde dolaşan bir Tanrı adamının, dostlarını balinaların karnına yerleştirmesini, bir çığlık koparıp ölmesini, üç gün sonra da dirilmesini kabul edemem: Baştan başa saçma, üstelik de bütün fizik kurallarına aykırı şeyler bunlar; bu da bize papazların yüzler kızartıcı bir bilgisizlik içinde çürüdüklerini gösterir. İşin kötüsü, kendileriyle birlikte halkı da batırmak istiyorlar bu bilgisizliğe."
Sayfa 104
1K
"Benim de bir dinim var," diye yanıtladı eczacı, "kendi dinim var, hatta ben daha dindarım onlardan, onların o gülünç törenleri, hokkabazlıkları yoktur benim dinimde! Ama Tanrı'ya taparım! Yüce Varlığa, yurttaşlık ve babalık görevlerimizi yerine getirmemiz için bizi dünyaya getiren bir Yaratıcı'ya inanırım; nedir, nasıldır, bunun önemi yok! Ama kiliseye gitmeye, gümüş tepsiler öpmeye, bizden daha iyi beslenen bir sürü soytarının sırtını kalınlaştırmaya gelince, ben bunda yokum! Çünkü insan, Tanrısına saygısını bir koruda, bir tarlada, hatta eskisi gibi gökyüzüne bakarak da sunabilir.
Sayfa 104 - Eczacı
Dünya Klasikleri
günler birbirini kovalarken, kışın ardından bahar, yazın ardından güz derken, usul usul, parça parça, bölük bölük aktı, geçti gitti, çekildi yani, çünkü dipte her zaman bir şeyler kalır, ne bileyim... bir ağırlık, şurada, göğsün üstünde! Ama ne yapalım, yazgı böyle, yiyip bitirmemeliyiz kendimizi, ölenle ölemeyiz...
Sayfa 40
Dünya Klasikleri