Demokrasi, zalimin teki altında ezilmektense, hakkı çokta aramanın ve belki ebediyen bulamamanın sistemi… Peki hakkın kendisinde olduğunu bilenin ona ne ihtiyacı olabilir?
“Kumarda kağıt çalan adam, tesadüflere hırsız rolünü oynattıktan sonra, onu kendisi yapmaya çalışandır. Yani kağıt çalmasada hırsız… Bense hırsızların foyasını meydana çıkarmak için kağıt çalıyorum. Evet ben de bir hırsızım!...”
“ bana samimi değilsin diyorlar; samimiyet, samimiyim demek değil, samimi olmak mıdır? Neye olmak… Samimiyetsizliğin samimileştiği bir dünyada gerçek samimiyet, samimiyetsizlik değil de nedir?
Aslında zamandan başka bir şey olmayan hayat, hangi mekan içinde akarsa aksın, onu belli-başlı anlariyle, üstüne böyle bir mikâp atarak tutabilirsiniz. Zaten her hâdisenin üstünde ressamın kurşunkalemi ile çizip sonradan sildiği bölüm çizgileri gibi, böyle görünmez bir mikâp vardır. Onu görünür hale getirmek, Çin’deki hadiseyi tutmaktır. Kemmiyet sürüsünden çıkarmak, silinmekten kurtarmak, süzmek, özleştirmek…