Seda Durgun

Seda Durgun
@Ades7
Kitabın notlar kısmından;
Boyun Eğmez (Invictus) Zifir gibi gece sardı dört yanımı Cehennemi karanlık çöktü omzuma Teşekkürler olsun, hanginiz, ey tanrı, Boyun eğmez ruhumu verdiyse bana. İstediğince zorlu olsun koşullar, Ne ağlar sızlar, ne de kaçarım; En ağır silleleri vursa da kader, Ezilir belki ama eğilmez başım. Gazap ve acı dolu dünyadan sonra, Gidecek tek yer Gölgelerin Dehşeti. Yillar geçtikçe yaklaşsam da yanına, Korkarım sanma Ölümün Efendisi. Varsın çok dar olsun kapısı cennetin, Varsın cezalarla dolsun kara kaplı, Benim efendisi kendi kaderimin, Kendi ruhumun benim tek komutanı. William Ernest Henley
Sayfa 492 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
“Kıymet bilen insanlara zaafım var. Onlar incili kaftan, gerisi ise yamalı fistan.” Cahit Zarifoğlu
Jean-Paul Sartre ne demişti: "Savaşta ölen bir tek çocuk karşısında benim bütün kitaplarımın ne değeri var?" Evet, yalnız Sartre’ın kitaplarının değil, bütün kitapların, hatta bütün uygarlığın ne anlamı var? Şunu unutmayalım: En büyük ant insandır. Hiçbir zaman büyümeyecek olan Filistinli ölü bir çocuk bedeni önünde, dünyanın bütün politikacıları, bütün askerleri, bütün devletleri, bütün hükümetleri başlarını önüne eğsin ve utanç içinde sussun. Savaş emri verenler acaba kendi çocukları hedef olsa ne hissederler?
Sayfa 165·Kitabı okudu

Seda Durgun

, bir kitap okudu
Puan vermedi·484 syf.·
44 günde okudu
·
2024 6. kitabı
Zülfü Livaneli
8.4/10 · 7,1bin okunma
Nice Yıllara Nâzım
En güzel denize, henüz gidilmedigini biliyorsunuz. En güzel çocuğun henüz büyümediğini de. Sevgiliniz aklınıza düştüğünde, "O şimdi ne yapyor, şimdi şimdi?" diye kıvranıyorsunuz. Yeni doğan her bebeği, "Hoş geldin bebek" diye karşılıyoruz. Kayın ağacı bize sürgünü hatırlatıyor; zeytin ağacı inatçı ihtiyarı. Bir de deniz kıyısında durmuş düşünen adam var: Bulut mu olsam, yosun mu, gemi mi, balık mı, diye sorup duran. Ona hep bir ağızdan, "Deniz olunmalı oğlum!" diye haykırıyoruz. Gideni ve gelmekte olanı anladığımız zaman "o müthiş bahtiyarlık”la kabarıyor göğsümüz. Şilebezinden mintan giyiyoruz, ayakkabılarımız Anadolu yollarını aşındırıyor. Bazen, "Akrep gibisin kardeşim!" diye kızıyoruz, söyleniyoruz. Arkasından bulutlu bir gökyüzünden sıyrılan güneşi görmüş gibi bir umuda kapılıyoruz. "O, topraktan ögrenip kitapsız bilendir" diyoruz. Sevgililerini bekleyen gençler, "Saat 4 yoksun" diye sitem ediyorlar. Ölümü bekleyen hastalarn önünde "laciverdi bir bahçe" uzanıyor. "Elveda dünya ve merhaba kâinat" diyorlar.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Reklam