Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.
Beni hayrete düşüren bir durum var: bir erkek (Sabahattin Ali) nasıl bu kadar derin şekilde, bir kadının (Maria) ruh dünyasını yansıtabilir? Yani diyeceğim ki hemcinsi olduğu için erkeğin (Raif) aşkını, ümitsizliğini, coşkusunu, hüsranlarını bir güzel pek de güzel anlattı. Peki ya kadını...
Diğer bir husus, bu kitaptaki olay örgüsü. Baktığımızda aslında basitçe ve klasikçe, belki basit bir filme veya diziye konu olabilecek bir olay. Ama yazarımız alın size basit görünen olayların arkasındaki gerçekler, bir de burdan bakın bakalım demiş.
Bu ince kitabın üstüne belki ansiklopedi kalınlığında inceleme yapılabilir ve övgüler yağdırılabilir. Ama ben bunu yapabilecek, içimdeki coşkuyu anlatabilecek derecede bir yazıcı değilim, ben ancak iyi bir okuyucu olabilirim. Siz de okuyun derim :)