Didem

Aslında tüm cevaplar doğanın içinde gizliydi. Canlılığın en küçük birimi olan hücrenin bile büyüme konusunda bir matematiği vardı. Sürekli büyüyerek hacmini geliştirmek gibi bir derdi asla yoktu. Aksine büyümesinin sınırları net bir şekilde belliydi. Eğer hücre belirli bir büyüklüğe ulaşırsa hacim-yüzey alanı oranı nedeniyle bölünmek zorunda kalıyordu. Çünkü basit bir hücre bile bu gerçeği görebilecek adalet mekanizmasına sahipti. Diğer taraftan vücudumuzda hücre bölünmesi sırasında hücreler belirli bir sayıya ulaştığında, bölünme yine kendiliğinden dururdu. İnsan fizyolojisinin kurmuş olduğu bu mükemmel denge bozulduğu an hastalık denen durum ortaya çıkıyordu. Eğer hücreler çoğalma sırasında gerekli yerde durma yeteneğini kaybederlerse kanser dediğimiz durum oluşuyor, bir grup hücre deli gibi çoğalarak her şeyin sahibi olmaya çalışıyordu. Bir memeli hücresinin adalet anlayışını terk edip, içinde yaşadığı canlıyı öldürmeyi hedefleyen bir virüsün felsefesini sahipleniyordu.
Sayfa 401 - Elma·Kitabı okudu
Reklam
Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde sürekli büyümeye çalışanlar unutmamalı... Büyümek için büyümek bir kanser hücresinin ideolojisidir. ~ Edwin Austin Abbey
Sayfa 397 - Elma·Kitabı okudu
Bir çiçek açmadığında, yetiştiği çevreyi düzeltirsin, çiçeği değil. Alexander Den Heijer
Sayfa 389 - Elma·Kitabı okudu
Bir Şaman'a sormuşlar; “Zehir nedir?” diye. “İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir!” demiş. Bu güç de olabilir, tembellik de. Yiyecek, ego, hırs, ihtiras, kendini beğenmişlik, kıskançlık, korku, öfke, nefret hatta iyi niyet bile.. -Alıntı-
Sayfa 347 - Elma·Kitabı okudu
Seni tanımlayan iki şey var şu hayatta. Elinde hiçbir şey yokken gösterdiğin sabır, elinin altında her şey varken sergilediğin tavır. -Alıntı‐
Sayfa 241 - Elma·Kitabı okudu