Banu Kızmaz

Banu Kızmaz
Merhaledir dünya konan göçer x.com/adni_darendevi
Diyetisyen
38 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Bir de şaştıkları vardır Hz. Osman’ın, akıl erdiremedikleri. Mesela ölümü bilip gülenlere şaşırmaktadır, dünyanın fani olduğunu bilip peşinden koşanlara. İşlerin takdirle olduğunu bilip istedikleri olmayınca üzülenleri, hesaba inanıp mal toplayanları bir türlü anlayamamaktadır. Cehenneme inanıp günah işleyenler ve Allah’a inanıp dünyayla rahatlayanlar şaşırtmaktadır onu.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Eğer karakter mükemmelleştirilebilseydi “Yaşlıların yarısında gençlerden daha fazla erdem bulurduk.” ancak bulamıyoruz.
Eğer insan kendine, mesleğinin yanı sıra bir dizi zihinsel uğraşlar bulmazsa, enerjisinin derece derece uyuşmasına engel olamaz.
Meleklerde sırf akıl var nefis yok. Onun için onlar hep itaatte. Onlarda yeme-içme yok, uyku yok, sürekli ibadet ve taat var. Hayvanlarda ise nefis var akıl yok. Bunun icin sadece yeme-içme ve üreme peşinde. Bizde hem akıl hem de nefis var. Aklını nefsine hâkim kılanlar melekten üstün, nefsi aklına hâkim olanlar ise hayvandan aşağı. Yani insan için âlâyı illiyyîn [yüceler yücesi] derecesi de mümkün esfel-i sâfilin [aşağıların aşağısı] derekesi de..
Biri de vardır ki Allah'tan yine O'na firar eder... "O da neymiş? Böyle firar mı olurmuş?" demeyin. Firarın en hası, firârîlerin şâhı budur... Rabbinden Rabbine kaçan firarî bilir ki mülk Allah'ındır. O mülk üzerindeki her türlü tasarrufun sahibi de Allah'tır. Hastalandıysa hastalığın Allah'tan geldiğini bilir, şifa verenin de Allah olduğunu bilir... Fakir düştüyse zengin ve fakir kılanın Allah olduğunu bilir, sonsuz zenginlik sahibi olan Rabbine sığınarak başkasından istiğnâ eder! Zillete düştüyse zillete düşürenin de izzeti verenin de Müzill ve Muizz olan Allah olduğunu bilir. Hani Tebük savaşından geri kalan üç sahabî vardı ya... Görmüyor musun Allah onlar hakkında ne buyurdu? "Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah'tan yine O'na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir." [et-Tevbe, 118]