Eğer yeniden başlayabilseydim hayata,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Elbette mutlu ânlarım oldu ama.
Yeniden başlayabilseydim eğer.
Yalnız mutlu ânlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Ânlar sadece ânlar. Siz de ânı yaşayın.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım,
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla, Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer ama işte 85 ’imdeyim,
Ve biliyorum, ölüyorum.
Jorge Luis Borges
Bir fakirin işi yola girer, hali vakti iyileşirse zehirli dişlerini gıcırdatarak: “Alçak felek! Böyle alçakların elinden tutar.” derler. İşiyle meşgûl görürlerse, “Aman ne hırslı adam! Gözü bir türlü doymuyor, para delisi.” derler. Biraz tembellik etsen, “dilenci huylu, lüpçü, bedavacı” adlarını takarlar. Güzel konuşsan “Hezeyanla doludur.", güzel konuşmayı beceremlyorsan “Cahil." derler. Tahammüllü olanlara, “Korkusundan sesini çıkaramıyor.” derler. Yiğit ve kahraman olandan, “Herif keçileri kaçırmış!” diye kaçarlar. Az yiyen için “Mirasçılarına saklıyor", helâlinden yiyip içene “Pisboğaz, mideci.” derler.
Her musibet bir elçidir; belalar, hastalıklar, sıkıntılar elçidir; doğru okunursa birer ayettir. İnsanın özüne, fıtratına, ne kadar zayıf bir varlık olduğuna dikkat çeken ve insanın kendi kendini muhakeme etmesini sağlayan ibretlerdir.