Afran

İnsan değişmelidir ve bu zorunluluk ahlaki, dinsel ve psikolojik bir gereklilikten de öte, insan soyunun sürebilmesinin tek çaresidir. Doğru yaşamak, yalnızca bazı ahlaki ve dinsel yasalara uymak demek değildir. İnsanlık tarihinde ilk kez, insanlığın fiziksel olarak varlığını sürdürebilmesi, kendi kalbindeki köklü değişikliklere bağlıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için de, ekonomik ve sosyal düzenlerin, bireylere kendilerini değiştirebilme şansını ve cesaretini verecek biçimde değişmeleri gerekmektedir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Endüstri toplumları, makineler tarafından üretilmeyen her şeye ve makine üretmeyen her insana olduğu gibi, doğaya karşı da saygısız ve umursamazdır. Günümüz insanları ise, mekanik ve cansız olan şeylere ve güçlü makinelere ilgi duymakta, zarar verici eğilimlere yönelmektedirler.
Komünistlerin ve sınıfları ortadan kaldıracağını ileri süren diğer sistemlerin, sınıf mücadelelerine son verileceği yolundaki tezleri, hayalden öte bir şey değildir.
"Tüm isteklerin tatmini, insanı mutlu etmeye yetmemektedir."
İnsanların mutsuz oldukları bir toplumda yaşıyoruz. Yalnız, çeşitli korkular altında acı çeken, ruhen dengesiz, yıkık ve bağımlı olan bu insanlar, önce bütün çabalarıyla kendilerine boş zaman yaratmaya çalışırlar, sonra da bu zamanı "öldürebildikleri" ya da geçirebildikleri oranda sevinç duyarlar. Ne acı bir çelişki.