Afran

İnsanın bütünlüğü ve ne düşündüğü, ne hissedip, neler yaptığı, bu iki yönlenme biçiminden hangisinin o kişide daha etkili olduğuna bağlıdır. Yani kişi hangi ilkeye yakın durursa, tüm yaşamı o ilkenin ağırlığını ve izlerini taşır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Evin soğuyunca evi terk etmezsin, ısıtmaya çalışırsın." Cümlesi birçok konuyu aydınlatacak kadar mantikî temeller sunuyor. Özellikle insan İlişkilerinin yozlaştığı bu dönemde; insanların kolayca vazgeçip çaba sarf etmemesi dengeleri alt üst ediyor. Herkesin bir-icik, tek olarak kandırıldığı ve kişisel gelişim zirvalarinin ego savaşlarına yol açtigi bu çağ insanı; ölümcül zehirleniyor. Ama panzehri yine insanda arıyor çünkü biliyor insan, insanın yurdudur. Ve yurdundan vazgeçmek kolay olmamali. Yeterince emek verildikten sonra "ev" terk edilmeli. Çünkü ne kadar yakarsaniz yakın bazı evler Isınmaya yanaşmaz. Ama yakmadan evi terk etmek bencilliktir.
"Kendime bazı şeyleri dert ediyorum," yerine "Bazı sorunlarım var," demekle, öznel de- neyi, benim dışımda olan ve benim sahip olduğum bir nesne- ye dönüştürmüş oluruz. Deneyi yapan "ben", yerini sahip olduğum "o şey"e bırakmıştır. Kişinin duyguları, sahip olduğu şeye dönüşmüş ve bir sorun olmuştur.
"Aşk, bütün Tanrısal olan şeyler gibi, insanın fiziksel ve ruhsal olarak kendisine teslim olmasını bekleyen, korkutucu bir Tanrıça'dır."
Olmak
"Mülkiyet: Biliyorum ki ben, Hiçbir şeye sahip değilim. Biliyorum ki ben, Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler dışında Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım anlar dışında, Hiçbir şeye sahip değilim."