"İnsan inançsız yaşayabilir mi?", "Bizler önce kendimize, sonra çevremizdekilere ve giderek birlikte yaşadığımız her insana inanmaya mecbur değil miyiz?", "Yaşamın kurallarına inanmadan var olabilir miyiz?
Bilmek, işte hayallerin kırılması ile yani bir hayal kırıklığı yaşamakla başlar. Bilmek, yüzeyden köklere inmek, nedenleri araştırmak ve gerçeği tüm açıklığı ile "görmek" demektir. Ayrıca bilmek, gerçeği araştırarak ona hep biraz daha fazla yaklaşma çabasıdır.
Ucuz ve sanattan uzak bir roman okumak, gündüz hayal görmekten farklı değildir. Böyle bir kitap, okurda hiçbir üretici tepki doğurmaz. Tıpkı boş bir televizyon programı seyrederken, düşünülmeden atıştırılan çerezler gibi, bu roman da öylesine "yutulur".