Siyasal islamın merkezinde dünyanın Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bir harp meydanı olarak görülmesine dayalı bir dini çatışma vardır. Siyasal İslam bu yüzden Batı nefretini daima canlı tutmqk ister; bunu yapamadığı zaman varlık nedenini kaybedeceğini bilir. İslamcılar hoşgörüyü savunan tüm görüşlere karşıdır.
lsrail'in Gazze'ye ambargosunu kırmak için Avrupa'dan yola çıkan bir dayanışma gemisindeki yolcular arasında Yahudilerin, hatta Holokost'tan sağ kurtulan bir Yahudi'nin olduğunu öğrenmek bizi mutlu edebilir. Ne var ki islamcılar için bu bir şey ifade etmez çünkü Yahudi nefreti siyasal İslam'ın bir parçasıdır.
Faşist rejim hakikatin yalnız kendine ait olduğunu iddia eder ve etnik ya da dini üstünlük iddiasıyla muhaliflerine diz çöktürmek için şiddete başvurur.
Müslümanlanların halifelik saydığı Osmanlı Devleti de katliamlar üzerine kurulu bir başka imparatorluktu; Osmanlı'da hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlara yönelik toplu katliamlar yapıldı. 1517'de Osmanlı Kahire'yi alınca, 10 .binden fazla Mısırlı Müslüman sivil öldürüldü; binlerce kadın ve çocuk esir alındı; ardından bu kişilerin ailelerinden yüklü miktarda fidye istendi ve fidye verilmezse köle ya da hizmetkar yapılacaklan söylendi. 15 Osmanlı askeri genellikle
şarabın sarhoşluğuyla bu tür suçlar işledi.
İslam hukukçuları bu vahşi iktidar mücadeleleri sırasında daha fazla çatışma ve ölümü engelleyebilmek için mağlup halklardan galiplere boyun eğmelerini istedi ve mazlumlar muktedirlere itaate zorlandı. Müslümanlar iki yoldan iktidar olabileceklerini hesapladı: Müslümanlann iktidanna sadakat yemini edilecekti; etmeyenlere zorla boyun eğdirilecekti
Müslüman'la İslamcı arasında ciddi farklar vardır. Müslüman, dinine bağlı sıradan biridir. İnsani değerleri din merkezlidir; dini öğretileri benimseyip bu dünyada Tanrının takdirini kazanmaya, öbür dünyada da cennete gitmeye çalışır. İslamcı ise sadece dine değil, aynı zamanda lslam'ın bir din ve devlet görüşü olduğunu savunan siyasal İslam'a da
inanır - İslam'ın hem bir din hem de bir devlet modeli olduğunu düşünür. Siyasal lslam, takipçilerinden bir "halifelik" kurmak için cihat bayrağı açmalarını ister; tüm dünyanın
mutlaka bir gün halifelikle yönetileceğine inanır.
İslam, şeriat ile yargı arasında ayrım yapar. Şeriat, Allah'ın kanunlarını temsil ederken yargı, şeriat kanunlarını gündelik meselelerde uygulamakla yükümlüdür. Şeriat kutsal iken
yargı beşeridir, yargıçların çabalarıyla var olur.