Afran

Siyon Büyükleri kaleme aldıktan 24 belgede Hıristiyan ahlakını altüst edip Yahudi olmayanları koyun gibi güdebilmek için yalan dolan, sahtekarlık ve sapkınlığın nasıl kullanılacağına ilişkin kötü niyetli planlarını açıklamışlardı. Toplantılarını da en ince ayrıntısına kadar kayıt altına almışlardı: Zafere ulaşmak için şiddete ve sahtekarlığa sadık kalmalıyız (1 Numaralı Protokol). Ayaktakımını açlık ve onun yarattığı haset ve nefret ile harekete geçirip yolumuza taş koyan kim var kim yoksa hepsini ayaktakımına yem etmeliyiz (3 Numaralı Protokol). ... Böylece Yahudi olmayanların tümünü (goyimler) proletarya safına katacağız. Ardından Yahudi olmayanlar sırf var olma hakkı elde edebilmek için önümüzde diz çökecekler (6 Numaralı Protokol)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beş maymun büyük bir kafese yerleştirilir. Ardından kafese bir merdiven dayanıp en tepeye bir salkım muz konur. Maymunlardan biri muzları yemek için merdiveni tırmandığında tüm maymunlar soğuk suyla ıslatılır. Bir süre sonra maymunlar ıslatılmakla muz yeme isteği arasında bir bağlantı olduğunu fark edip meyveye uzanmaktan vazgeçer ve aralarında uzanmaya çalışan olursa onu döverler. Sonunda muz yeme çabasından tümüyle vazgeçen maymunlar kafesin içinde öylece kalakalırlar. Bu noktada maymunlardan biri kafesten çıkarılıp onun yerine yaşananlardan haberi olmayan yeni bir maymun konur. Yeni maymun ilk iş merdiveni tırmanıp muzları yemeye çalışınca grubun geri kalanı üstüne çullanıp hayvanı dövmeye başlar ve o da çabasından vazgeçer. Bilim insanları her seferinde kafese yeni bir maymun koysa da sonuç değişmez. Yeni maymunun muzlara uzanmak için yaptığı her hamle gruptaki öbür maymunlar tarafından engellenir. Sonuçta kafeste beş yeni maymun olur ve bunların hiçbiri ıslatılma cezasına maruz kalmadığı halde ne muzlara uzanmaya çalışırlar ne de başka bir maymunun bunu yapmasına izin verirler. Bu deneyin gerçekte hiç yapılmamış olsa da bu kadar meşhur olması insan ilişkilerini simgelemesinden kaynaklanır. Özellikle diktatör ile halk arasındaki ilişkinin önemli bir boyutuna ışık tutar.
Diktatörlükle yönetilen bir ülkenin yoksulu olduğunuzda maddi rahatlıkla geçen kolay bir hayatın sadece şanslı bir azınlığa özgü bir ayrıcalık olduğunu ve ne yaparsanız yapın içine düştüğünüz toplumsal çukurdan çıkamayacağınızı bilirsiniz. Bu koşullarda tek seçeneğiniz canınız pahasına ülkeden kaçmaktır.
Futbol birçok ülkede en çok sevilen spor ve Mısır'daki futbol sevdalılarıyla ilgili kişisel gözlemime dayanarak şunu söyleyebilirim ki bu oyunun bu kadar sevilmesinin tek nedeni zevkli bir seyir sporu olması değil. Futbol seviliyor çünkü oyunun kuralları adil ve şeffaf. Adaletin varlığından umudu kesen Mısırlılar futbolu adaletin hüküm sürdüğü paralel bir evren olarak görüyor: 22 oyuncu da hakemin eşit kurallarına tabi olarak milyonlarca seyircinin önünde açık ve şeffaf şekilde maç yapıyorlar. Oyundan alınan zevke ilaveten 90 dakikalık adalet duygusu da gündelik hayattaki adaletsizliği telafi ediyor. Dikta koşullarında çürüme bireylerle sınırlı kalmayıp toplumun ahla.k sistemine yayılır. Bireylerin elinde üç seçenek kalır: yozlaşmak, toplumdan tecrit olmak ya da göç etmek.
Otoriteryen toplumda hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Siyasetteki riyakarlık giderek tüm alanlara yayılır ve yozlaşma kavram olmaktan çıkıp pratiğe dökülür. Kelimeler farklı anlamlara bürünürken sapkınlık olumlu bir içerik kazanır. Riyakarlık erdeme dönüşür; sınavlarda kopya çekmek "yardımlaşma" sayılır; korkaklık bilgelik, rüşvet vermek zeka göstergesi kabul edilir. Diktatörlüğün verdiği en büyük hasar toplumdaki tüm hakkaniyet kurallarının çiğnenmesidir, bu yüzden dikta koşullarında eylemler her zaman mantıki sonuçlara yol açmaz. Hakikati söylemek hakikati söyleyenlere saygıyı beraberinde getirmez; tıpkı yalan söylemenin yalancıları küçük düşürmediği gibi. Kanunun çiğnenmesi herhangi bir yaptırımla sonuçlanmadığı gibi kanuna uygun davranmak da beladan uzak kalmanızı garanti etmez. Zeka, öğrenim ve ciddi çalışmayla başarılı olup yükselmenizi her zaman sağlamaz.