Afran

Diktatörlük bir yönetici ile halk arasındaki hastalıklı bir ilişkidir ve diktatörlüğün semptomları otoriteryenizmin araçlarıyla dışavurulur. Benzer biçimlerde nükseden çeşitli semptomların teşhisi tıp dilinde bu hastalığı bir "sendrom" haline getirir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1) Özgürlük insan mizacının doğal gereğidir. La Boetie'ye göre hayvanlar özgür doğar ve doğal mizaçları gereği özgürlüklerini sonuna kadar savunurlar. Bir hayvanın canını yakmadan özgürlüğünü elinden alamazsınız. Her hayvan özgürlüğü için cesurca dövüşür ve birçok hayvan esir düşmektense ölmeyi tercih eder. Örneğin filler avcılarıyla sonuna kadar dövüşüp, yenileceklerini anladıklarında dişlerini son bir çabayla ağaçlara vurup kırmaya çalışırlar; çünkü dişlerini feda ettikleri takdirde avcıların fildişi karşılığında onlara özgürlüklerini bağışlayacağını düşünürler. Tüm hayvanlar özgürlüklerini korumak için böyle şeyleri göze alabilir. insan da hayvan gibi özgür doğar ancak bazen özgürlüğünden vazgeçip bir tiranın idaresine boyun eğer.

Afran

, 2025 okuma hedefini ekledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
33/50 kitap - %66 tamamlandı
33 kitap okudu
50 kitap
7,2bin sayfa
1 inceleme
200 alıntı
Gösteri ve Siber Âlem
Sosyal medya da bir gösteriden ibaret. Narsisistik teşhirler havai fişek misali patlıyor internette. Mısır gevreği ambalajında ıvır zıvırlar siber âlemde tıkır tıkır ilerliyor. Popüler bir şeyleri ıskalama korkusuyla yaşayanlar sürekli telefonlarını kontrol ediyor, yorum yapıyor, paylaşımdan geri kalmamaya çalışıyor. Her saat, her on dakikada bir, her boş anda... Kurumsal algoritmalar her bir tıklamayı bir saniyede okuyor ve bireysel kullanıcının pazarlama, yalan haber, ünlülerin dedikoduları ve diğer saçmalıklarla dolu akışında özelleştirilmiş bir ayarlamayı ekranına fırlatıyor.
Rekabetçi bireycilik, ailede, okulda, işyerinde ve medya eliyle teşvik edilir. Bunun sebebiyse "doğal" olması değil, kapitalizmin bunu gerektirmesidir. Şirketler, ücretleri tırpanlamak için işçileri birbirine düşürmeye çalışır. Ne var ki şirketler, işçilere aynı zamanda tüketici olarak da ihtiyaç duyarlar; bu yüzden onları kapsamlı toplumsal bağlardan ve bağlanma biçimlerinden uzaklaştırarak, yüzlerini özelleştirilmiş tüketime döndürmeye çalışırlar. Sistem, hem işçilerin hem de tüketicilerin toplumsal bağlarından koparılmalarını gerektirir. Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sındaki yapay işçiler, yalnızca itaatkâr işçiler değil, aynı zamanda doymak bilmez tüketiciler olarak da yetiştirilir. Tam da Dünya Denetçisi'nin itiraf ettiği gibi: "Endüstriyel uygarlık, ancak benliği inkâr etmekle mümkündür. İnsanların istekleri, hijyen ve ekonominin müsaade ettiği en üst sınıra kadar gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde çarklar dönmez."