Afran

Anomi
Muhafazakar sosyolog Emile Durkheim, bu kavramı hem toplumsal hem de zihinsel sıkıntıların ölçüsü olarak görülebilecek intihar oranları üzerine yaptığı ayrıntılı bir çalışmada geliştirmişti. Anomi, kısaca bir normsuzluk hali olarak tanımlanabilir. Toplumsallıktan kopuş ve yabancılaşmanın sonuçlarından biri, pozitif norm ve değerlerin geliştiği toplumsal çerçevelerin bireyin kimlik duygusu, rolü ve öz saygısının büyük oranda bağlı olduğu norm ile değerlerin çatırdamasıdır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hoş geldin… 🎈🫧 #22
Marx ve Engels, 1848'de yayınlanan Komünist Manifesto'da "Bütün kemikleşmiş, donmuş ilişkiler arkaları sıra gelen eskiden beri saygıdeğer tasavvur ve görüşlerle birlikte silinip gider; yeni oluşanlar ise daha kemikleşmeye fırsat bulamadan eskir. Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey ayaklar altına alınıyor" demişti. Kısacası topluluklar paramparça oluyor, bileşenleri en küçük unsurlarına dek ayrılıyor ve toplumsal uzama dağılıyor; çoğumuzu kalabalıklar içinde yalnız, arkadaşsız, kurumsal güç ve acımasız bürokrasi karşısında zayıf bırakıyor.
İşte bizim dünyamızdır bu.
Kapitalist sınıfın işyerlerini, hammaddeleri, emek sürecini, metaları, her şeyi kontrolü altına aldığı bir dünya; çoğu işin sıkıcı, mükerrer, stresli, yorucu ve anlamdan yoksun olduğu bir dünya: yabancılaşmış emeğin dünyası. Marx'ın 1844'te yaptığı analizin ne kadar uzun ömürlü olduğunu kavramak için Shenzhen'deki bir elektronik fabrikasında, Dakka'daki bir tekstil atölyesinde, Glasgow'daki bir çağrı merkezinde ya da bir Amazon deposunda çalışan işçilerin yaşadıklarını bir saniyeliğine düşünmek kafidir.
Yabancılaşma tarihsel bir süreçtir. Sınıflı toplumun ürünüdür; zamanla daha fazla şiddetlenir ve içinde yaşadığımız dönemde, yani yirmi birinci yüzyılın başında su yüzüne çıkan neoliberal kriz kapitalizminde şiddetini doruk noktasına çıkarmıştır.