Kısacası, psikolojiye yönelik eleştirim, çeşitli yöntemler (araçlar)vasıtasıyla bireylerin gelişimine ve "kendileri olmasına" yardımcı olmakta olağanüstü derecede etkili olsa da , ahlaki ve toplumsal bir terbiye (amaçlar) yaratmakta pek de başarılı olmamış olmasıdır. 20. yüzyılın sonlarında çıkan bir kitabın başlığında dendiği gibi, "We've Had a Hundred Years of Psychotherapy and the World's Getting Worse" ( Yüz Yıldır Psikoterapi Yapıyoruz Ama Dünya Hala Kötüye Gidiyor).
Yusuf bunları tahlil edecek seviyede olmamakla beraber, "yerini bulamama"nın azabını bütün teferruatıyla duymakta idi.Bu his herhangi bir işsizliğin verdiği can sıkıntısı veya endişeye benzemiyor, insanı gözle görülür bir şekilde eziyor ve yavaş yavaş, hayatta lüzumsuz olduğu kanaatini uyandırıyordu.Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak....
Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek...
Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz, karışık bir şekilde hissetmek...
Zaten,bir felakete sükun ve soğukkanlılıkla tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.