Açıkçası Ahmet Ümit'in çoğu ve eski polisiye romanları okumuş biri olarak öncelikle şunu söyleyebilirim ki, her zamanki gibi üslubu akıcıydı. Evet, üslup dedim, çünkü yazarla sohbet ettim kitabı okurken " Ah Ahmet beycim ya biraz sade olmuş " :), bana biraz daha gizem ve komplo lazımdı eski kitaplarında olduğu gibi. Yine de iyiydi.Belki de, başlıklar atında 3 ayrı hikaye olduğu için bana biraz yavan geldi..
Kitaba başlamadan evvel, gruplardan aldığım bilgiler esnasında bu kitabın çok fazla acıverici,hüsran ve bir insanın kalbinin dayanamayacağı nitelikte bir kitap olduğunu söyleyenler oldu..Dolayısıyla sanırım kendimi fazla koşullamışım ki,her sayfasını çevirdiğimde daha fazla acısını hissedeceğim duygularla karşılaşacağımı zannetim.Ha,diyebilirsini ki savaş,katliam ,tecavüz, aclık sefalet daha ne olsun senin duygulanman için.Tam da bundan bahsedeceğim,yazarımız kitabın her sayfasında neredeyse aynı cümleleri farklı bir kelimerle yazarak tam olarak aynı şeyden bahsetmiş,ama o duyguyu okuruna (şahsım adına söylüyorum,genelleme yapmadan) geçirmemiş.Daha da abartarak söylüyorum sıkıldım desem yeridir, karakterler farklı olsa da yakınmalar hemen hemen aynıydı.Fazla duygu uyandırmadı bende (yapılan vahşet ve savaşın malum acı verici somutları dışında).Yani somutluk dışında ben bir şeyler hissetmedim. Son olarak son iki sayfası genel kitaba göre şaşırttı beni sadece ...
Kişisel gelişimcilerin, söylemiş oldukları motivasyonel aforozlarn derlenip toparlanmış hali. Bir günde okunacak bir kitap. Güzel değil. Başladığım kitabı bitirmeden bırakma gibi lüksü kendime tanımadığım için okumak zorunda kalmışımdır.
Okuduğum en anlamsız kitapdı. Oysa ki ismine bakarak güzel bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Olaylar, diyaloglar hep dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Ve herşeyden öte sonu çok anlamsız ve gereksiz olmuş.
Okuduğum en zarif, en 'kırılgan' kitaptı. Her sayfası zihnimde bir nane ferahlığı bıraktı. Tazelenmiş gibi hissediyorum. O kadar okuduğum kitap arasında 'mola verdiğim' bir durak gibiydi.