Agit

Agit
@Agit65
Bugün çevremizde gördüğümüz doğal dünya, kendi varlığımız da dahil olmak üzere, sonsuzca uzak bir geçmişten bu yana gerçekleşen rastlantısal olayların ürünüdür. Yaşamın filmi bu olaylardan herhangi birinin ufacık bile olsa farklı geliştiği haliyle yeniden oynatıldığında dünya ve üzerindeki varlığımız dahil bambaşka bir yer olacaktır.
Sayfa 179
Reklam
65 milyon yıl önce Dünya’ya bir asteroit çarpmamış olsaydı dinozorlar olasılıkla yaşamlarını sürdürmeye devam edecek, memelilerse gelişip serpilme fırsatını hiç yakalamayacaklardı. Hatta bizler de Dünyadaki varlığımızı o kaya parçasıyla gezegenimizin rastlantısal çarpışmasına borçluyuz.
Sayfa 179
Genomumuzun %8’i ölü virüslerden oluşur. Bu fosil virüslerden bir kısmı gebelik, bellek ve son 5 yıl içinde keşfedilen sayısız başka etkinlikte yararlı olabilecek proteinleri üretme işlevlerini korumuştur. Diğerleri ise genoma bağlandıkları yerde kalakalmış, çürüyüp gitmeyi bekleyen birer cesetten farksızdır.
Sayfa 175
Arc geni karada yaşayan bütün hayvanlarda bulunurken balıklarda yoktur. Bu da bundan yaklaşık 375 milyon yıl önce bütün kara hayvanlarının ortak atasının genomuna bir virüsün girdiği anlamına gelir. Virüs, balığın genomuna giriş yaptığı noktadan dolayı proteinin beyinde etkinleşmesini sağlayarak belleği güçlendirdi. Sonuçta okuma yazma ve yaşamın belirli anlarını hatırlama becerimizi balıkların karaya attıkları ilk adımla birlikte geçirdikleri bir viral enfeksiyona borçluyuz.
Sayfa 174
Araştırmacılar Arc geni taşımayan fareler yaptılar. Fareler hayatta kalabiliyor ama birtakım sorunlar da yaşıyorlardı. Ortasında peynir bulunan bir labirentle karşı karşıya bırakıldıklarında, labirentte yollarını bulabilseler de ertesi gün yapısını unutmuş oluyorlardı. Labirent yapısını hatırlamak normal belleğe sahip farelerin sıklıkla yapabildiği bir şeydir. İnsanlarda Arc geni mutasyonlarının Alzheimer hastalığından şizofreniye kadar uzanabilen nörodejeneratif bozukluklarla ilintili olduğu biliniyor.
Sayfa 172
Reklam