Genomomuz zıplayan genlerce ele geçirilmiştir ve %70 kadarı bunlardan oluşur. İstisna değil, kuralın kendisidir bu genler. Genomumuzda büyük sıklıkla, hatta milyonlarca kopya oluşturacak kadar çok tekrarlanan ALU ve LINE1 genlerine, bunlarda kendi kopyalarını oluşturup genomun dört bir yerine yerleşen zıplayan genlerdir. McClintoch bu keşfinden dolayı 1983 de Nobel Tıp Ödülünü kazandı.
Pax ailesi genleri gözlerin, kulakların, omuriliğin ve iç organların oluşumunda rol oynar. 9 Pax geni vardır. Pax 6 gözün, Pax 4 pankreasının gelişiminde devreye girer. Bu genlerden yoksun embriyolarda bu iki organ gelişmez.
Fosil kayıtlarından hareketle beyin hacmimizin, yaklaşık 3 milyon yıl önce yaşamış Australopithecus cinsi atalarımızınkinin üç katına çıktığını söyleyebiliyoruz.
Bir hayvanın algılayabileceği koku yelpazesi büyük ölçüde sahip olduğu koku reseptörü genlerinin sayısıyla belirlenmiştir. İnsanlarda bunlardan yaklaşık 500 tane vardır. Ancak bu konuda sırasıyla 1000 ve 1500 gen içeren köpek ve sıçanların çok gerisinde kalırız.
Keratin, tırnak, deri ve saçlarımıza özel fiziksel özelliklerini veren bir proteindir. Renkli görüş, opsin adı verilen protein etkisiyle gerçekleşir. Geniş bir renk yelpazesi görebiliyor olmamızın nedeni, her biri ışığın farklı bir dalgaboyuna(kırmızı,yeşil,mavi) ayarlı üç opsine sahip olmamızdır. Bu opsinler kopyalanarak tek tipten üçlü bir takım oluşturmuş, bunun sonucu da görsel duyarlılığın artması olmuştur.