Ayşegül aydın

Ayşegül aydın
@Agneta
Ah, şu öyle kesin, kalbimiz mutluluğunu yalnız kendisi yapar. -werther-
Diş hekimi
Lisans
22 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Leon
Hayat her zaman mı bu kadar zor, yoksa sadece çocukken mi?
Sinema
Reklam
Saman Sarısı
ve işte Kırakof şehrinde Kapris Barı vakit hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında onu oraya sen koydun bir taş kuyunun dibindeki suydu bakıyorum eğilip bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz sesleniyorum seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin cıgaranın ucunda senin ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi aklından geçenlerdeydi ayrılık benden gizlediklerinde gizlemediklerinde ayrılık rahatlığındaydı senin senin güvenindeydi bana büyük korkundaydı ayrılık birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı Nazım Hikmet Ran
Edebiyat
Selvi Boylum Al Yazmalım
“Mutluluk bu muydu? Mutluluk neydi ben bilmezdim. O vardı bir zamanlar, onu sevmiştim. Sevgi o muydu? Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı... Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner, güneş çıkardı. Sevgi neydi? Sevgi; sahip çıkan, dost, sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti.”
Sinema
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
SPOİLER İÇERİR Küçük bir çocuk, doğrusu beş ama yalandan altı yaşında, kalabalık ailesinde o minik bedenine şiddetle dokunmayan,bir tek ondan da miniği Kral Luis kalmış ki zaten o da minik abisinin meleği. Ve o bedende öyle koca bir yürek taşıyor ki, tüm dünyayı sevebilecek kudrette. Çocuk Zeze.. nasıl sığdırdın söylesene içine, o hayalleri? Nasıl bir dünya yarattın kendine? Mutlu mu olmak istiyoruz hiç bir sebep yokken elimizde? Zeze anlatır bize, kayda değmez gözükenlerin aslında nasılda sevinç yüklü olduğunu. Dostumuz mu kalmamış,sır tutsun, yanımızda olsun, en saçma fikirlerimizi dinlesin? Zeze anlatır bize doğa en yakın dost, sırdaş; bazen bir yarasa, bazen bir bok böceği, bazen şeker portakalı fidanıyla. Şarkı söyleyebilirsin içinden, tabii yüreğinde bir kuş varsa eğer, ama bil ki büyüdüğünde içinden söküp, uçuracaksın o kuşu. Bitmek tükenmek bilmez heyecanı ve merağıyla, sanki her şeyi yeni keşfedermişçesine etrafına duyduğu ilgiyle, o en iyi yanıyla verdiği zeki cevaplarıyla, aslında hepimizin kendi içinde asla büyütmeyeceği o çocuk, Zeze. Sevgi emekti, Zeze o çocuk bedenine rağmen, belki bunu çoğu yetişkinden daha iyi biliyordu.
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,1bin okunma
Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Sayfa 169·Kitabı okudu
Edebiyat