Ebru Kırılmaz

Reklam
Kanatlarını yakmış bir kelebekten daha muhteşem sembol olabilir mi diye soruyor Bachelard. Süslerini yakmak, varlığını yakmak; hayalperest bir ruh bu konuyu ne kadar düşünse azdır! Bazen hayat ağırlaşıyor. Bir kelebeğe, kanatlarının ve süslerinin ağır gelmesi kadar hatta!
Sayfa 115·Kitabı okudu
"Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde Atatürk Barajı Gölü kenarında kilim yıkayan köylülerden, çoğunluğu çocuk 7 genç kız, boğularak hayatını kaybetti." Ajanslar Sana bir ölümü nasıl anlatmalı? Zor, hem de çok zor. Bir kadının ölümünü diyelim üstelik. Bir kadının ölümü her şeyi daha da zorlaştırır bilirim. Şarkıya devam edemezsin, üzümler olgunlaşmaz bir türlü. Bir kadının ölümünü anlatmaya kalkarsa insan, Eylül ellerine dolanır, dili dönmez, yağmurun değdiği her yerde iz kalır. Bir küçük kız çocuğun ölümünü nasıl anlatmalı sana? Dur hemen gitme! Konuşalım. Bana tahammül göster bir parça daha. Bana, yani senin için gecelerden cümleler toplayıp, buket buket aşk saran adama. Bana katlan. Bir küçük kız çocuğu diyordum. Renkli şapkaları, ojeli parmakları, annesinin topuklu ayakkabısı, pastel boyaları, ip atlarken nefes nefese kalışı, özenle beslediği japon balığı, odasındaki halı, kolundaki yalancı dövme, dondurmanın ellerine akması, sütün dudaklarındaki izi... Hayır bunlardan söz etmiyordum, hatırladım. Bir küçük kız çocuğun ölümü değil mi? Bir göle girsin. Yüzmek için. Yoo çamaşır yıkamak için! Ama o daha çok küçük, annesi yıkasın. Biz yine mahsuscuktan yüzmek için diyelim. Sonra ayakları yere değmesin, kollarını sallamaya başlasın. Bağırsın, çağırsın, çırpınsın... Dur daha gitme! Bana biraz daha katlan. Bana, yani senin için vedalar biriktirip biriktirip sonra odasının duvarına asan adama. Bana tahammül et. Küçük kız diyorum. Gölde sürüklensin, Gözleri kocaman açılsın. Kafasının suyun üstünde tutacak takati kalmasın sonra. Diplere sürüklensin. Diplere, insansızlığa, insafsızlığa, ıssızlığa, ışıksızlığa, ekmeksizliğe sürüklensin. Ötekileri, bize benzemeyenleri sürüklediğimiz yerler gibi.
Sayfa 110·Kitabı okudu
YENİ MI YIL GERÇEKTEN?
Yeni yıl dediğiniz, uzun ve ipince bir topukla yürüme çabasından başka bir şey değil diyorum. Filistinli hacılar evlerine mi döndüler, bu mutluluk gösterileri neden? Gazete sayfasında uyuyakalan siyah çocuklardan biri mi uyandı yoksa? Değilse, tüm bunlar, havai fişekler, süslü kıyafetler, bunca renkli, albenili kutlamalar neden? Sanayi devrimi bitmediyse, kara kıtanın çocukları evlerine dönmediyse, Gazze'de sürtüp duran serseri duvar, defolup kendi cehennemine dönmediyse, bu yılın yeni olduğu yaygarasını koparan kim?
Sayfa 102·Kitabı okudu

Ebru Kırılmaz

, şu anda okuyor
%2 (11/498 syf.)
Bediüzzaman Said Nursî
9.8/10 · 5,7bin okunma
Reklam